AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap



Legend Of Magic'e hoşgeldiniz! Sizleri aramızda görmekten çok memnunuz. Sitemiz bilindiği gibi bir rol oyunu sitesidir. Karakterinizi yaratmanızın ardından aramızda rol oyunu yapabilirsiniz. Sitemizin kurgusu ve sistemleri tarafımızca hazırlanmıştır. Her türlü sorununuzda bize ulaşmanız ve eğlenceli dakikalar geçirmeniz dileği ile.

LoM Yönetimi Sihirli Günler Diler.





















00 | 00 | 00 | 00





Paylaş | 
 

 DorianRavenant

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Dorian Ravenant
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 29/11/10

MesajKonu: DorianRavenant   Ptsi Kas. 29, 2010 8:31 pm

"Bakanlıkta çalışmaya karar verdim." Kahvaltıda söylenebilecek en gereksiz sözdü bu muhtemelen. Ama umursamıyordu. Bunu sağlayabilecek biri varsa onun babası olduğunun farkındaydı ve bu yüzden ne kadar erken söylerse o kadar iyi olacağını düşünüyordu. İlginç bir ailesi vardı. Nüfuzlu tiplerle dolu kalabalık bir aile. Nasıl ve ne şekilde o kadar bağlantı sağladıklarını bilmiyor, merak da etmiyordu. Ailesinin Lord'un değil de bakanlığın yanında olduğunu, aydınlık için savaşmayı göze alabileceklerini bilmek yetiyordu. Altını deşmeye gerek duymuyordu bu yüzden. Zengin bir ailenin kızıydı ve Hogwarts'tan ayrıldıktan sonra evde kalmaya devam etmişti. İyi notları vardı istediğini yapabilir durumdaydı. Makul düzeyde tabii. Bunun ve ailesinin ona sağladığı imkanların rahatlığıyla ne iş yapmak istediğini düşünmemişti hiç. Ama uzun zaman geçtikten sonra, yaklaşık iki yıl sonunda bir şeyler yapması gerektiğine karar vermişti. Ve ne olmak istediğine de elbette.. Ailesi tarafını yıllar önce seçmiş ve kızlarını da bu şekilde büyütmüşlerdi madem, ve olanakları vardı bu isteğini gerçekleştirmeye, o zaman beklemeyi anlamsız buluyordu. Evde geçirdiği süreyle kıyaslanınca düşünülebilecek olanın aksine plansız biri değildi çünkü. Kararlıydı, azimliydi, inatçıydı. Emir almayı sevmese de emirlere uyabilecek yapıdaydı. Yeteneklerini ve isteklerini göz önüne alınca kararını vermişti. Bir süredir en uygun zamanı bekliyordu ama tamamen planlamadan söyleyivermişti işte. Annesi başını kaldırıp yüzüne şaşkınca baksa da babasının bunu bekliyormuş gibi doğal bir ifadeyle çayını yudumlaması daha sonra da hep kullandığı sakin tonda soru yöneltmesi aslında uygun zamanın bu olabileceğini bile düşündürmüştü bir süre. Öylesine, birdenbire ortaya attığı bu cümle sanki başka bir zamanda söylense işe yaramazmış gibi geldi gözüne babasının tepkisi sayesinde. "Çok güzel bir karar tatlım. Hangi bölümde peki?" Babasının kızı denebilecek yapıdaydı. Kontrollü.. Ağzındaki ekmek parçasını ağır ağır çiğnemeye devam etti ve onu yuttuktan sonra cevap verdi babasına. "Sihirli oyunlar ve sporlar dairesinde çalışmak istiyorum." Babasının yüzünde basit bir tebessüm belirince bu tepkiyi zaten beklediğini düşündü. Ama babasının konuşmasını beklerken annesi karışmıştı söze. "Olmaz." "Neden peki?" "Genç bir bayana uygun değil çünkü Napea. Spor erkek işidir falan demiyorum elbette herkesin ilgi alanına girebilir, ancak bunları düzenlemek tam olarak erkeklerin işi. Bir sürü adama, üstelik senden yaşça büyük erkeklere söz geçirmeye çalışmakla uğraşmanı istemiyorum. " Planlı her insan gibi her tepkiyi ölçüp biçmişti zaten, fazla umursamadı. "Aslına bakarsan anne, bahsedilen dairede zaten bir bayan çalışıyor. Yanılmıyorum değil mi?" Onay beklercesine babasına döndü. "Haklısın. Ancak bu annen için yeterli bir neden sayılmayacaktır." "Neden?" Adamın yüzündeki gülümseme genişledi, zile basıp kaçan çocuklar gibi bir ifade belirdi yüzünde. "Wilson biraz.. Neyse kendin gör bence. Bugün bakanlığa uğramayı düşünüyordum zaten. Benimle gelmek istersen çabuk hazırlanmak zorundasın."
Konuşmadan yarım saat sonra, arkalarında bunu hala onaylamadığını söyleyen annesini bırakarak babasıyla birlikte bakanlığa cisimlendi. Bütün bölümler hakkında bilgi topluyordu. Kimlerin çalıştığı, hangi görevlerde oldukları, temelde neler yaptıkları gibi yüzeysel şeylere ulaşabilmiş olsa da asıl isteğinin farkındaydı ve o erkeklerle dolu listenin arasında tek dişi ismi görmek onu rahatlatmıştı. Benden çok da farklı olamaz diye düşünüyordu o günden beri. O yaptıysa bende yaparım diye.. Ve bu gün bu farkı görme imkanını bulmuştu. "Bay Harvey! Sizi burada görmek ne güzel."
Babasının konuştuğu her insanla biraz daha sabırsız hale geliyordu ve bu onun için pek de alışılmamış bir şeydi. Sonunda bir odada, rahat koltuklarda oturup birkaç adamla konuşmaya başladıklarında anladı sırasının geldiğini. "Hangi bölümde çalışmak istediğine karar verdin mi Napea?" Bütün bu adamların ona küçük bir çocukmuş gibi davranmalarına alışamasa da kibar bir cevap vermeye çalıştı. "Sihirli oyunlar ve sporlar dairesi." "Mümkünse Wilson'un asistanı olarak." Dayanamayıp söze karışan babasının rahatlığıyla birlikt adamların merakı da artmıştı. O ana kadar hiç birinin ismine dikkat etmediğini farketti Napea. Eğer burada çalışacaksa bu eksiği bir an önce kapaması gerektiğinin farkındaydı. "Stanley Wilson'dan mı bahsediyorsun Jeb?" Babası gülmesini zor bastırırmış gibi bir ses tonuyla yerinde rahatça geriye yaslanmış oturan adamın sorusuna cevap verdi. "Hayır kardeşinden. Winter." Jeb Harvey kendini tutmuş olabilirdi, ama bu odadaki diğer insanların da kendini tutacağı anlamına gelmiyordu kesinlikle. Bunun örneği de soruyu soran adamın attığı kahkaha olmuştu. "Niye kızını ateşe atasın ki? İstersen seninle Autumn için bir görüşme ayarlarım, onun asistanı olur." "Hayır, kararımız kesin. Winter Wilson." Babası da açıkca gülüyordu karşısında, diğerleri de anlayışlı ifadelerle ona bakıyorlardı. Bunda bu kadar abartılacak ne olduğunu merak etti Napea. Bu aptalca konuşmanın ne zaman son bulacağını da elbette. "Niye bunda bu kadar ısrarcısınız?" Dayanamayıp söze karıştı bu sefer. Bütün bu adamların kendisine gülmelerine izin verecek değildi, bir şey de yapmamışken üstelik. "Çünkü o bu bölümde şu anda çalışan tek kadın. Oldukça da başarılı olduğunu duydum, emrinde çalışan bir sürü insan varmış. Bölüm başkanından daha çok adı geçiyordu. Onun gibi olmak istiyorum." Adamın yüzündeki alaylı ifadeye şefkat karışmıştı. Sanki istediği şekeri alamayacağını bir çocuğa anlatmak ister gibi davranıyordu bir anlamda. Onun gözünde inatçı küçük bir kız çocuğu olduğunu düşündü Napea. Adam kaykıldığı koltukta doğrulup ona doğru eğilerek açıklama yaptı ona. "Adını daha çok duymanın nedeni çalışan olduğu için başkanı ilgilendirmeyecek işlerle ilgilenmesi sadece. Onun gibi olmak istemezsin Napea, gerçekten. Beni ne kadar uğraştırdığını bilsen şaşarsın. Merlin adına, burada çalışan her adamdan daha fazladır herhalde." Bunda olumsuz ne olduğunu merak etmeden edemedi, bir de bu adamın kim olduğunu. Babası da kızının bu şaşkınlığına bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmişti. "Konuştuğun adam Andrew Murray, kendisi bakanlıkta çalışanlarla ve atamalarla ilgileniyor." Adam başıyla selam verdi ve yanındaki söze karıştı. "Neden bu kadar uğraşıyoruz? Bırakın kendisi görsün. Fikri değişmezse kendi bilir. Çocuk değil ya." Bu sözlerle ilk defa kendisini savunan birinin olması hoşuna gitmişti. Dönüp hafifçe gülümsedi sözlerin sahibine, ama o da sözlerinin aksine gayet eğlenen bir ifadeyle bakıyordu yüzüne. Murray denen adam ayağa kalktı. "Haklısın Claville. Gel bakalım o zaman. Sana Wilson'u gösterelim."
Kapıdan çıkınca yanlarına katılan sekreter görünümlü bir kadınla birlikte üçü ilerlemeye koyuldular. Babası odada kalmaya karar vermişti. "Hah işte geldi." Gösterilen yöne döndürdü bakışlarını. Bakanlığa yeni girdikleri her hallerinden belli olan iki kişiyi işaret ediyordu. Adam oldukça hoştu, gerçekten hoş. Ona bakarken bir süre için niye orada olduğunu unutmuştu. Bakışlarını yanındaki kadına kaydırdığında ise hayal kırıklığına uğradı bir anlamda. Çünkü kadın da hayal ettiğinden tamamen farklıydı. Güzeldi bir kere, daha çirkin olmasını bekliyordu. Daha çirkin olsa o kadar erkeğin arasında o kadar adını duyurmuş olması daha makul gelecekti gözüne. Sonra bakımlı gözüküyordu baktığı mesafeden. Annesinin söylediğinin aksine bu işte çalışmak için çok da çırpınmak gerekmediğini düşündü bu sayede. Ve hiç de iri yarı ya da deli gibi durmuyordu. O kadar adama söz geçirebilmek için ya hepsini dövebilecek yapıda olması gerektiğini ya da delirmiş olması gerektiğini söylüyordu annesi evden çıkarken. Kadına duyduğu saygı artmıştı ve onun gibi olabileceğine olan inancı. "Bunlar" dedi adam sakince "Winter ve Stanley Wilson." O bunu söylerken adı geçen insanlar ne olduğundan habersiz onlara yaklaşmışlardı. Bu mesafeden açıkca ne konuştuklarını duyabiliyordu, ve nasıl göründüklerini.. Nedensizce sorma ihtiyacı hissetmişti birden. Sanki sorunun cevabı evet olsaydı kadının başarısının altında yatan nedeni keşfetmiş gibi hissedecekti. "Kocası mı?" "Hayır ikiz kardeşi." Eh bu da akla yakındı onun için. Kardeşinin koruması vardı belki de arkasında. "Ters bir şey göremiyorum." dedi sakince. Bu sefer bütün bu olaydan eğlenen adamın aksine sekreter görünümlü kız konuşmuştu. "Biraz bekle." Başıyla başka bir yönü işaret etti. Elinde destelerce kağıt olan bir adam, telaşlı görünen diğerlerine göre daha ufak tefek bir adam daha, bir tane de ince bir gazete tutan adam vardı ve kalın bir dosya taşıyan bir başka adam Wilsonlara doğru yürüyorlardı. Ne olacağını merak etmişti evet, ama bunun asıl nedeni bunu garipsemesi değildi yanlarında durduğu iki insanın gayet hevesle bu anı beklemeleriydi. Ufak olanı genç adama yönelmişti doğrudan. Adının Stanley olduğunu öğrendiği adam sakince dinleyip başını sallayarak ara ara onaylıyordu onu. O kısımda pek de görülecek bir şey yoktu bu nedenle hevesle beklenen anın genç kadınla ilgili olduğunu anlamıştı.
Önce ona uzatılan kağıtlardan birine baktı, sonra diğerine ve elindekilerin ikisini de yırtıp çöpe atarcasına yere bıraktı. "Daha fazla saçmalayamazdınız." "Ama-" "Ama yok. Bunlarla en fazla uçak yapılır. Tekrar düzenleyin şunları. Bir şeyi düzgün yapabilmeniz için önceki yaptıklarınıza hakaret edilmesini mi bekliyorsunuz cidden. Bilen duyan biri de bu kadar zamanda sizden ne yapmanızı istediğimi tam olarak anlamış olacağınızı sanır." Konuşurken bir yandan da diğerlerini inceliyordu. Tüm desteyi yırtıp ya da buruşturup fırlatmıştı neredeyse. Elinde kalan son iki kağıdı adama geri uzattı. "Bunlar iyi diğerleri berbat. Ve evet, sende ne var Leplee?" Adam dosyayı uzattı ona. O bir hamlede bulunmadan kardeşi eline almıştı kalın dosyayı. "Ben hallederim." Sonuncusu sırasının geldiğinin farkında olarak ince gazete sayfalarını uzattı kadına. İncelemek için eline alma ihtiyacı bile hissetmemişti bu sefer. "Gelecek Postası'nın spor bültenini hazırlıyor olmalıydın çocuk dergisi değil. Bir de şipşak saç iksiri reklamı koysaydın utanmadan. Basıma girmesine on beş dakika var git ve düzelt şunu." Onlar önlerinden gittikten sonra kalakalmış yüzüne bakarak eğlencelerine devam eden insanlara çevirdi bakışlarını. Sekreter tavırlı kız açıklama yapma ihtiyacı hissetmiş gibi gülerek konuşmaya başladı. "İlk yırttığı kağıtlar tutulan turnuva ve çeşitli spor etkinliklerinin kayıtları, yaklaşık elli kopyaları bulunuyor çünkü hiçbir zaman onun ne istediğini anlamayı başarıp o şekilde düzenleyemediler. Uzatılan dosya da gelen mektuplar, bunu mümkün olduğunda kardeşi halletmeye çalışır çünkü aptalca isteklere katlanamıyor. O gazete sayfaları da anladığın üzere sihirli sporlar departmanına verilen bir çeşit yan görev ve o adam gerçekten de basıma kadar yeni bir şey hazırlamak zorunda." Kadının sözleri bitince Murray alaylı ifadesiyle tekrar söze karıştı. "Hala onunla çalışmak istediğine emin misin?" Yüzünde kendinden emin bir gülümsemeyle baktı onlara. "Kesinlikle.."
Bu olaydan bir hafta kadar sonra ilk günü için uyanmıştı. Oldukça hevesliydi ve yarım yamalak bir kahvaltıyla durmuştu bütün gün. Sabahtan gitmesine gerek olmadığını o hafta için Winter'ın çalışma saatlerinde fazlaca oynandığını söylemelerine rağmen kendini tutamıyordu. Annesi bu durumdan hoşnut değildi ama babası o ortada yokken ne anlattıysa -ki Napea anlatılanın Winter Wilson'un yıldırıcılığı hakkında olduğuna emin gibiydi- bu konuda sızlanmayı kesmişti. Bakanlığa ne kadar oyalansa da söylenen saatten erken gitmişti ve o gün gördüğü sekreter kılıklı kız tarafından karşılanmıştı yine. Kız daha sevimli geldi o anda gözüne. "Merhaba. O gün tanışma fırsatı bulamamıştık. Amanda Warner. Bay Murray'in asistanıyım." Napea uzatılan eli sıktı. "Napea Harvey. Winter Wilson'un gelecekteki asistanıyım. Birkaç saat sonraki." Kız onun bu tanımına güldü karşılık olarak. "Bu durumdan haberi yok, bu yüzden vereceği tepkileri umursama. Onu ikna etmek için söyleneceklere ya da onun söyleyeceklerine aldırmamaya çalış. Sakinliğini koru, telaş belirtisi gösterirsen elinin ayağına dolandığını bahane edecek ve seninle çalışmak istemeyeceğini söyleyecektir. Olur da seni kabul ederse söylediklerine ve emirlerine mümkün olduğunca karşı çıkmamaya çalış. Seni daha kolay kabullenmesini sağlar. Haklı olduğun konularda da susma ama, mücadeleci tiplerden hoşlanır. İlk başta seni sıkmak ve kendi isteğinle gitmeni sağlamak için çok ağır ya da fazla sıkıcı işler verebilir hazırlıklı ol. Kardeşine delicesine düşkün, bakanlıkta insani tavır gösterdiği neredeyse tek insan o. Bu yüzden ona da karşı çıkma ve fazla ters düşme. Bu Winter'la anlaşmaya çalışmaktan daha kolay çünkü daha sakin biridir. Bütün bunları yaparsan çok fazla şey kazanırsın. Çünkü gerçekten sinir bozucu olsa da başarılı biridir. Ve gerçek bir pislik gibi davransa da aslında karşısındakini önemsediği de olur. Öğrenecek çok şeyin olacak." Ona minnetle baktı ve Murray çağırana kadar onu soru yağmuruna tuttu.
Amanda'nın verdiği her tavsiyeye sıkıca sarılmıştı. Fazlasıyla haklı olduğunu görebiliyordu. Winter Wilson'a asistanı olacağını söyledikleri anla birlikte ilk karşı çıkma cümlesi atıldı ortaya. O tavsiyeler olmasaydı çoktan bir tepki verirdi. Ama onlar kendisi hakkında bir kum torbasıymış gibi konuşmaya devam ederken hiçbir şey söylemedi. Konuşma beklediğinden kısa sürdü. Odada yalnız kalmalarının ardından Winter karşısına geçti ayağa kalkıp. Yakından daha güzel olduğunu görebiliyordu. "Adın ne?" İşte başlıyoruz diye düşündü. "Napea Harvey." "Deneyimin var mı Harvey?" "Pek sayılmaz." "Net cevaplar istiyorum. Daha önce resmi bir yerde ya da bakanlığın başka bir bölümünde çalıştın mı?" Daha ilk anda çuvallamış gibi hissetti kendini. Ama ifadesizliğini korumaya devam etti, büyük çabalar sonucunda. "Hayır." "Ne yapacağını biliyor musun?" "Hayır." Aslında duyduğu bir şeyler vardı ama saygısızlık ya da ukalalık etmek istememişti bunu söylerken. Zaten buna şaşırmamış gibiydi kadın. Ve gayet isteksizce devam etti sözlerine. "Eh, öğreneceksin. Kim olduğumu biliyor musun?" "Evet." "Seni niye benim başıma attıklarını söylediler mi?" Bunu hiç beklemiyordu. Kadının gördüğü her kadından daha sıradışı olduğu düşüncesi giderek artıyordu. Bir an duraksadı. 'Çünkü ben istedim.' demeyi düşündü. Ama bunu yapmaması gerektiğini söylüyordu içinden bir ses. Aptal hayranlara benzemek istemiyordu. Nefes aldı ve sorunun şaşırtıcı etkisinden kurtuldu ve cevapladı. "Imm, hayır." "Eh peki madem cevap alamıyorum, benimle gel bakalım." Peşinden gitti ve koridora çıktı. Geçerken Amanda'nın cesaret verici gülümsemesini görmüştü. Bir yandan da Winter kısa detaylar veriyordu. Sözü bölününce heyecanla durdu. Uzaktan izlediği olayın benzerine şahit olup olmayacağını merakla bekliyordu. Ama o kadar büyük bir şey olmamıştı. Yine de genç kadının davranışlarına, konuşmasına ve otoritesine hayran olmamak elinde değildi. Evet şimdilik basit bir asistan olabilirdi ve o bölümde çalışan en düşük rütbeli insandı belki ama Winter Wilson'un ardından onun yetiştirdiği ve onun gibi olabilmiş ikinci kadın çalışan olarak anılmak istediğine kesin karar vermişti. Bölüme varana kadar her söylediğine daha çok dikkat etmeye başlamıştı.
Kardeşiyle tanıştırıldığında bir kez daha içinden Amanda'ya teşekkür etti. Kadının sözleri Amanda'nın uyarılarını destekler nitelikteydi. 'Madem öyle' diye düşündü 'saygısızlık etmem bende.'. Evet bu kardeşle de çok zaman geçirecek gibi duruyordu. Winter'ın tanıştırması bu şekildeydi. Ondan bahsederken pek de hoşnut bir ses tonu yoktu ama kardeşiyle konuşurken belirgin bir değişiklik oluyordu. Birlikte olduklarında çok farklı bir etki yaydıklarını düşündü. Konuşmaları, tavırları.. Birbirini tamamlayan iki nota gibi olduklarına karar verdi. Birini diğeri olmadan düşünemezmiş gibi. O kadar yakın görünce ikisini benzerliklerine dikkat etti bir süre. Gözleri, dudakları, yüz hatları ve bunların yanında davranışları benziyordu bir anlamda. Sanki birbirlerini tamamlamak için hareket eder gibiydiler. Bir çift olsalardı mükemmel bir aileyi oluştururlardı. 'Gerçi şu durumda da mükemmel kardeşler olarak mükemmel bir aile olmuş oluyorlar.' dedi kendi kendine. Ve sonra, ne olduğunu anlamadan Winter gidiverdi. Hiç bilmediği biriyle kalakalmıştı. Ve hakkında pek az şey bildiği idolü de ortadan kaybolmuştu bir anda.
Sessizliği bozan genç adam oldu. Tavsiyesine hafifçe gülümsedi ve kendini tutamayarak konuşuverdi. "Bunu söyleyen ilk kişi değilsiniz." Bundan bir an rahatsız olsa da kardeşinin daha uysal olduğunu söyledikleri aklına geldi ve rahatlamaya çalıştı. Üstelik oldukça sevimliydi karşısındaki adam. Bu da odaklanılmaması gereken bir durumdu aslında. Daha düz şeyler düşünmeye çalıştı. Mesela verilen görevi anlamadığını düşünmeliydi. Ama bu da rahatlamasını sağlamazdı. Sakin olmaya çalıştı ve dün yediklerini sırasıyla kendine saydı içinden. Rahatlamayı başardığını hissedince bir de tersten saydı hepsini. Bunu zar zor başarmıştı ki yeni bir soru yöneltildi. "Napea. Napea Harvey." Bugün adını milyonlarca kez tekrarlamış gibi geliyordu ona. Konuşmayı unutmuş gibi hissediyordu. Bu kadar gergin olmaması gerekirdi oysa. Stanley Wilson karşısında oldukça yardımcı bir tavırla duruyordu. O yerinden kalkınca aptal gibi kıpırdamadan ardından baktı. Neyse ki çok uzaklaşmamıştı. Yerine dönüp onu çağırınca da zorla bir iki adım attı ve ona yaklaştı. Adamın düzen takıntısının olup olmadığını merak etmişti. Masa oldukça düzgün duruyordu ve kağıtları da belli bir düzene göre dizmişti. Bunu düşünmenin yersiz olduğuna karar verip anlatılanlara odaklanmaya çalıştı. Winter gelmeden ne kadar çok şeyi iyi şekilde hallederse onun için o kadar iyi olacaktı. Bu yüzden ne yaptırılırsa yaptırılsın sıkılmaya ya da vaz geçmeye niyeti yoktu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ruidoso de'Maréa
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 153
Kayıt tarihi : 13/11/10

MesajKonu: Geri: DorianRavenant   Ptsi Kas. 29, 2010 8:38 pm

Seviyeniz efsane


İyi Eğlenceler

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
DorianRavenant
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Legend Of Magic :: Başlangıç :: Rol Oyunu :: 
Seviye Alımı
-
Buraya geçin: