AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap



Legend Of Magic'e hoşgeldiniz! Sizleri aramızda görmekten çok memnunuz. Sitemiz bilindiği gibi bir rol oyunu sitesidir. Karakterinizi yaratmanızın ardından aramızda rol oyunu yapabilirsiniz. Sitemizin kurgusu ve sistemleri tarafımızca hazırlanmıştır. Her türlü sorununuzda bize ulaşmanız ve eğlenceli dakikalar geçirmeniz dileği ile.

LoM Yönetimi Sihirli Günler Diler.





















00 | 00 | 00 | 00





Paylaş | 
 

 Loujin*

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Loujin Cr. Fahrõna
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf


Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 01/12/10

MesajKonu: Loujin*   Cuma Ara. 03, 2010 3:16 pm

'Çanlar kimin için çalıyor
Zaman ilerliyor
Çanlar kimin için çalıyor

Gökyüzüne bir kez daha bak ölmeden önce
Bu son bakışın olacak
'

Dudakları bu cümleleri sarfederken zihninde buna uygun melodiler yankılanıyordu. Cümleler dışarıdan duyan biri için anlamsız gelebilirdi. Söyleyen kişiyi 'manyak' diye tanımlamaya yetebilirdi belki. Dudakları bazen kelimelerin içindeki harflerin şeklini alırken siyah botları küçük adımlarla merdiven basamaklarından iniyordu. Soğuk olan kulelerin havasına göre giyinmek bahçeye göre giyinmekle eşdeğerdi neredeyse. Annesi veya babası yoktu onun, sömestrlerde atkı yada hırka gibi şeyler göndereni de olmazdı. Sevgiye olan ihtiyacını başka yerlerde aramak zorunda kalmış ve kimseye söylemeyeceği şeyler yaşamıştı. Tuhaf insanlar tanımıştı.. Bu konumuz değildi ama değil mi? O farklıydı, aslında insanlar farklı gördüklerini yok etmek ister. O farklıydı. Diğer binadaşları gibi yığınla giysisi de yoktu. Bazı kızların acırmış gibi bakışları yüzünden yatakhanede kaç kere sert konuşmalar yaşamıştı bilmiyordu. Güzel hissetmeyenlerin bir ton giysiye ihtiyacı olacağını düşünürdü hep. Kendisinden şüphe duyan insan bukalemun gibi tarz değiştirip durur ve sergilerdi kendisini. Az ve sade. Böylesinin daha iyi olduğuna karar vermişti zamanla. Kendisine yakışanı bulduğu sürece sorun yoktu, bir kıyafetin üzerinde oynama yapılabilirdi nasıl olsa. Fahrõna ailesiyle bu konuda zıttı karakteri. Süslerin içine boğulmayı seven Fahrõna kadınlarının aksine o içinde boğulmak için kitapları seçmişti. Kozmetiğin içerisinde günden güne erimektense en küçük cümlede güçlenmeyi terci etmişti. Kızlar ve ailesi aklına geldiğinde sinirle solumuştu inerken. Cadının kahverengi saçları etrafında dalgalanıyor, uçlarıysa beline değiyordu ara sıra. Bir tutamını koyu maviye boyamış, uçlarını da gümüş rengi yapmıştı. Büyülü bir dünyada yaşamanın en iyi yanı kendine zarar vermeden üzerinde değişim yapabilmesiydi, çok da değiştirmemişti canım. Bir tutam saçın lafı mı olur? Üzerine ince ama iyi ısıtan kırmızı kazağını giymiş, altına da siyah pantolonunu geçirmeyi seçmişti. Az sayıda kıyafeti olsa da kalitesizdi dememişti, ödün vermeyeceği en önemli şeylerden biri kaliteydi.

Başı dik bir şekilde adımlarına devam ederken aklında sadece söylemiş olduğu şarkının sözleri vardı. Son basamaktan sonra koridora yöneldi, adımlarını elinden geldiği kadar sessizleştirerek. Nöbetçi bir profesör ya da başkanla karşılaşırsa gecesinin geri kalanı oldukça eğlencesiz geçecekti ve bu ilerleyen zamanlar için hiç de iyi değildi. Uyuyan portrelerin nefes sesleri eşliğinde geçti koridoru, her büyücünün ve cadının sesleri birbirine karışıyor ve tuhaf bir ezgiyle duyuluyordu koridorda. Adımlarını hızlandırıp koridorun sonundan sağa döndü ve çıkış kapısına doğru inen merdivenlerin basamaklarından inmeye başladı. Temiz havaya kavuşma düşüncesi onu o an mutlu eden tek şeydi diyemem, en önemli etkenlerden biriydi ama. Bir oda dolusu kızın odadaki oksijeni tüketerek uyuduğu bir ortamda ne kadar mutlu olabilirdi ki insan? Her an daha da yorgun hissettirecek kadar ağırlaşırdı en sonunda karbondioksit gazı ve kişiyi aptallaştırırdı ona göre. Aman, o kurtulacaktı şimdi basık havadan! Brandon.. Onu düşünmek için açık havaya çıkması gerekliydi, çoğu zaman pancar gibi kızarabiliyordu ve bu durumu sevmiyordu. Karanlıkta yüzünü göremezdi kimse fakat yine de rahat hissedemiyordu. Adımları kapıdan çıktı ve bedeni serin havayla buluşmanın sevincini yaşadı. Dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi önce ve daha sonra küçük bir çocuk gibi koşturdu göl kenarına. En sevdiği kayanın üzerine çıkıp oturdu. Burada tanışmıştı Brandon'la. İlk kahvelerini burada içmişlerdi başbaşa. Ona karşı olan hislerini açmamıştı ama anladığı yönünde bir fikri vardı. Çok isterdi...

Onun kendisini sevmesini. Güven sorunu yüzünden çektiği sıkıntıları tanrıyla kendisi bilebilirdi. İlk tanıştığı anda kanı ısınmıştı Brandon'a. İnsanları şaşırtarak sadece onunla konuşmayı seçmiş, onu tanımaya çalışmıştı günden güne. Kendisini o yönde bile değiştirmişti biraz. En çok korktuğu şey haline gelmişti oğlanı kaybetme korkusu. Gülümsemesi olmazsa, yanında hissedemezse onu pek de mutlu olamazdı açıkçası. Gizlice içtikleri bir akşamı hatırlıyordu en çok. Aslında tam hatırlamıyordu ve orada belki de söylemiş olabilirdi ilgisini, bilemiyordu. Daha sonra sormaya çekinmişti ve o konu da açılmamıştı zaten. Yüzüne esen rüzgarla birlikte gözlerini kapatmıştı canı yandığı için. Rüzgar hafiflediğinde gözlerini açarak göle bakmış ve içinden Brandon'un yanında olmasını istediği yönünde birkaç cümle geçirmişti. Tepedeki aya yıldızlar ne kadar muhtaçsa o da ona o kadar muhtaçtı. Evet itiraf edebiliyordu kendisine. O olmadan ne yapacağını bilemez bir hale düşebilirdi. Eğer o olmazsa.. Uyuyor muydu acaba? Belki de kalkıp geliyordu kim bilir? Bu saatlerde olmuştu ilk karşılaşmaları. Belki yine.. Gelirdi ve konuşurlardı bir süre. Arada yaptıkları gibi sabahlayabilir ve dalga geçebilirlerdi herkesle.

Gözlerinin içindeki gülümsemeyi görmediği zaman mutsuz oluyordu, sesinin sakinleştiriciliği olmadan aksi biri olabiliyordu. Yüz ifadesi bir an karardı. Slytherin öğrencilerinden en iyi tanıdığı kişi yürümüştü yakınlarda bir yerden. Hangi kızın koynuna gideceğini bilmiyordu fakat en son karşılaşmak istediği kişi olduğunu biliyordu. Bir sürelik birliktelikleri olmuştu Brandon'a karşı bu kadar büyük bir şey hissetmediğini umduğundan. O kısa süre içerisinde de mutluydu aslında ve gerçekten sevilmişti. Fakat tanrı zarları kötü yönde atmayı seven oyunbazın tekiydi. Kalbini etkileyerek Brandon'u seçmesine neden olmuş ve Aris'in nefretini kazanmıştı. Üzgünüm kelimesi yetersizdi, kapatmaya yetmezdi yaptığı kalleşliği. İç çekerek saçlarını geriye attı ve aya çevirdi gözlerini. Yine zarları aleyhine atmıştı tanrı. Aris uzaklaştıktan sonra birbirine sımsıkı büzüştürülmüş dudaklarla oturmaya devam etti. Belki biraz sonra mutfağa gider ve içine likör damlatılmış kahveyle yumuşacık brownielerden alırdı. İkisinin düşüncesi bile dudağında gülümseme olmasına yetmişti. Tatlı hayallere ve Brandon'un yüzünün hayaline dalarak oturduğu yerde oturmaya devam etti.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ruidoso de'Maréa
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 153
Kayıt tarihi : 13/11/10

MesajKonu: Geri: Loujin*   Cuma Ara. 03, 2010 3:46 pm

Seviyeniz Efsane

İyi Eğlenceler

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Loujin*
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Legend Of Magic :: Başlangıç :: Rol Oyunu :: 
Seviye Alımı
-
Buraya geçin: