AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap



Legend Of Magic'e hoşgeldiniz! Sizleri aramızda görmekten çok memnunuz. Sitemiz bilindiği gibi bir rol oyunu sitesidir. Karakterinizi yaratmanızın ardından aramızda rol oyunu yapabilirsiniz. Sitemizin kurgusu ve sistemleri tarafımızca hazırlanmıştır. Her türlü sorununuzda bize ulaşmanız ve eğlenceli dakikalar geçirmeniz dileği ile.

LoM Yönetimi Sihirli Günler Diler.





















00 | 00 | 00 | 00





Paylaş | 
 

 Anna Maria Benson

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Anna Maria Benson
Yazar
Yazar


Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 20/11/10

MesajKonu: Anna Maria Benson   Paz Ara. 05, 2010 6:04 pm

“Düşün, düşün... Mutlaka bir şey olmalı!” yine aklından bin bir düşünce dolanıyordu Anna’nın. Bu onu adeta deliye döndürüyordu. Bir konu üzerinde öylesine uzun uzun düşünmek ona göre bir şey değildi, fakat düşünmeden de bir çözüme ulaşamayacağını biliyordu. Sonuçta gökten gelmiyordu ya bu cevaplar? Odanın içinde sağa sola dönüp duruyordu adeta. Yalnızca yanan şöminenin çıkardığı cılız cızırtılar ve saatin tik-takları odanın içinde yankı yapıyordu. Uzun zaman sonra ilk defa Anna’nın evi bu kadar sessiz oluyordu. Sessizliği de sevdiği söylenmezdi aslında, yalnız kalmak ona göre değildi ama bugün... Bugün tam da ona göreydi adeta, evde kimse yoktu. Aslında olmaması da onun işine gelmişti çünkü bu küçük sırrın duyulmamasını istiyordu. Ona göre kişinin yalnız hayatında kendi olmalıydı, hayatta güvenebileceği tek kişi kendisiydi. Zaten bundan dolayı “taşkalpli” gibi sözler arkasından söylenmiyor muydu? Ama o yine de bu sözleri umursamıyordu, çünkü söyleyen kişilerin umursanacak kadar değerli olduğunu düşünmüyordu. Düşünceli tavırlarla ağır ağır odasına doğru çıktı. Merdivenlerden çıkarken düşünceleri birbirine giriyor, aklını adeta savaşalanına döndürüyordu. Komidinin üzerinde ki mektuba yine kederli bir şekildebaktı. İçinde ki sıkıntı bir kat daha artmıştı. Mektubu eline aldı ve yine bir kez daha okumaya başladı. İçinden bunu gerçek olmamasını diliyordu.

“Merhaba Anna,

Uzun zamandır görüşemiyoruz umarım iyisindir. Bu gün bakanlıkta senin vediğerlerinin eski belgeleri elime geçti. İçlerinde çok ilgincime giden kısımlardaoldu, senin de tahmin edebileceğin gibi. Bunların başkasının bilmesini de herikimiz de istemeyiz. Bu gece 22:30’da benimle üç süpürgenin oralarda buluşursanemin ol her ikimiz içinde en iyisi olur.

Henry Falcon“


Anna Henry’nin ona ettiği teklifi biliyordu. Ama eskisi gibi yeniden yapmak istemiyordu. Bu işi bıkmıştı. Artık eski Anna değildi. Henry’nin gerçek yüzünü ortaya çıkarmak istiyordu artık. Fakat kim inanabilecekti ki Henry’nin aslında bakanlıkta casus olduğunu? Anna bunu söylese bile ona inanmayacaklarını biliyordu. Çünkü o, onların gözünde hâla bir şüpheli gibi duruyordu. En küçük yanlışın da onu tutuklamak için hazır bekliyorlardı resmen. Bunun farkındaydı… içi sıkıntıya düşmüştü. Zamanında Henry’nin onlara yaptığı ihanet gözlerinin önüne geldikçe sinirleniyor ve ağlıyordu. Bunun yeniden olacağını biliyordu. Hanry’nin yeniden onu eskisi gibi yarı yolda bırakacağını ve ihanet edeceğini farkındaydı. Ama elinden gelen bir şey de yoktu. Gözlerinden akan yaşları sildi ve derin nefes alarak sakinleşmeye çalıştı. Yavaş adımlarla banyoya doğru yürüyürüyordu aklı yine karma karışıktı. Musluğu açtı ve yüzünü yıkadı biraz olsunbu ona iyi gelmişti. Aynaya baktığında başka birini görüyordu. Sinirden kaşları çatılmış ama bir yandan da yüzü endişeden dolayı sapsarı olmuş biri beliriyordu. Yeniden odasına döndü ve dolabını açtı giysilerine göz gezdirdi. Aklında hiçbir düşünce yoktu ne giyeceğine dair, tek düşündüğü bu işin içinden nasıl çıkacağıydı çünkü. Her zaman ki gibi yine spor bir şeyler giydi ve çekmecesinden bir miktar galleon alıp dışarı çıktı. Saat üç’ü gösteriyordu, zaman ilerledikçe düşünceleri darlaşıyordu adeta. Üç süpürge bu gün ona bir farklı görünüyorduher zamankinden. Önceden ayrılmadığı arkadaşlarıyla birlikte buluşup keyiflivakitler geçirdiği yer ona boğucu geliyordu. Adımlarını biraz daha yavaşlattı, sokaktan gelen sesleri ve gürültüleri aldırmıyordu. Bunu yapabilirdi ama istemiyordu tek bu işin içinden bir an önce çıkıp gitmek istiyordu. Keşke diyebilmek ona o kadar uzaktı ki. Ağır adımları onu üç süpürgenin önüne kadar getirmişti. İçeri girdiğinde köşede ki bir masaya geçti, canı hiçbir şey yemek veya içmek istemiyordu. Başını ellerinin arasına dayadı ve Henry’i beklemeye başladı. Zaman, su gibi akıp gidiyordu Henry’i beklerken. Saatine baktısaat dokuz olmuştu. Neredeyse dört saate yakındır buradaydı. Bir an dışarı çıkmak istedi ama daha boğucu ve gürültülü olabileceği için içeride kalmayı tercih etti. Henry’i beklerken bir şeyler içmenin fena olmayacağını düşündü her ne kadar canı bir şey istemese. Yalnızca biran önce tüm olanlar bitsin istiyordu. Garson’a dönerek kaymak birası istedi. Öğrencilik yıllarında ne kadar da çok içmişti kim bilir? Birası gelene kadar cebinden biranın ücretiniçıkarmaya koyuldu. Zaten başka yapabileceği bir şeyde yoktu. Cebinden ücretiçıkarana kadar birası gelmişti bile. Birasını ücretini verdiği gibi bir yudumaldı ve saatine baktı. “Neredeyse yarım saat var.” Henry’nin bu gibi meseleleri geçe bırakmayacağınıgayet iyi biliyordu, sonuçta eski iş arkadaşlarıydılar. Birasını hızlıyudumlarla içip dışarı çıktı.

Hava yağışlıydı ama aldırmıyordu. Dışarıda hafif bir esinti vardı, yağmur damlaları yavaşça Anna’nın yüzüne vuruyordu. Az ileriden cüppesine bürünmüş orta boylarda biri geliyordu. dışarısı karanlıktı, Anna gelen kişiyi seçemiyordu fakat Henry olduğundan emindi. Adam birazdan yaklaşınca gelen kişinin Henry olduğu kanaatine vardı. Gayet sakin görünüyordu, zaten öyleolması da gerekmiyor muydu? Sonuçta olan yine Anna’ya olacaktı bu bakımdan Henry için hiçbir sorun söz konusu değildi. “Yeniden merhaba Anna, gelmen ikimiz için de iyi oldu.” dedi sinsi bir bakışatarak ve Anna’yı sanki hiç görmemişçesine süzdü. “Ne istiyorsun Henry! Geçmişte yaptıkların yetmemiş gibi…” aslında daha devamını getirmek istiyordu ama bunu beceremiyordu, sonuçta tüm her şey Henry’nin elindeydi şuan. “Evet, seni dinliyorum.” diyerek cümlesini yarıda kesti. “Aslında konuyu sende iyi biliyorsun Anna, küçük bir yardım ve karşılığında şu elimdeki dosyalar. Emin olbunları kimse bilmeyecek sen ve benden başka. Bakanlığın zaten bana karşı olantavrını ve de güvenini biliyorsun. Ne dersin edecek misin?” Anna’nın başka seçeneği yoktu gerçekleri anlatsa bile ona inanmayacaklarını biliyordu,tıpkı eskisi gibi. “Kabul ediyorum.”diyebildi yalnızca. Henry’nin yüzüne sinsi bir gülümseme belirmişti. “O halde ben sana haber veririm, bu dosyalar ise işbitene kadar ben de kalacak.” diyerek karanlık caddede yürüdü ve gözden kayboldu.

Kendini çıkmaz bir yolda gibi hissetmişti, çok çaresiz gibiydi. Ama eğer Anna’nın eski dosyaları artık ortaya çıkmışsa Henry’nin de çıkmış olabilirdi. Eğer Julia’yı bulabilirse bunu ortaya çıkartabilirdi. “Tabiiya, Julia.” dedi, içine bir umut dolmuştu. Bu sefer oyundan Henry kazançlı çıkmayacaktı. Eğer Henry bir oyun oynuyorsa Anna’da oynayacaktı. Oyuna oyunla cevap verecekti. Eve geri dönüş yolunu tuttu, aklında Henry vardı ama daha da önemlisi Julia… Hızlı adımlarla Hogsmeade’tan ayrılırken aklında Henry’e oynayacağı oyunun senaryosunu canlandırıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ruidoso de'Maréa
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 153
Kayıt tarihi : 13/11/10

MesajKonu: Geri: Anna Maria Benson   Paz Ara. 05, 2010 6:09 pm

Seviyeniz Efsane

İyi Eğlenceler

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Anna Maria Benson
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Legend Of Magic :: Başlangıç :: Rol Oyunu :: 
Seviye Alımı
-
Buraya geçin: