AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap



Legend Of Magic'e hoşgeldiniz! Sizleri aramızda görmekten çok memnunuz. Sitemiz bilindiği gibi bir rol oyunu sitesidir. Karakterinizi yaratmanızın ardından aramızda rol oyunu yapabilirsiniz. Sitemizin kurgusu ve sistemleri tarafımızca hazırlanmıştır. Her türlü sorununuzda bize ulaşmanız ve eğlenceli dakikalar geçirmeniz dileği ile.

LoM Yönetimi Sihirli Günler Diler.





















00 | 00 | 00 | 00





Paylaş | 
 

 Utsumi Yukie

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Yukie Utsumi
Cadı-Büyücü
Cadı-Büyücü
avatar

Mesaj Sayısı : 9
Kayıt tarihi : 02/12/10

MesajKonu: Utsumi Yukie   Ptsi Ara. 20, 2010 12:06 am

~~ Young Ji kim

Güneşin kızıllığını yukarıdan seyretmek, bulutların sırtını okşamak, göçmen kuşların izini sürmek deyimleri ile kendini yatıştırmaya çalışsa da, Amerika’ya gitmesindeki amaç her halükarda belliydi. Babasının izini sürmek. Onun hakkında çok az şey bilmiş olduğunu son anda fark etmişti. Toptan Almanya vatandaşı olma fikrini hep garipsemişti zaten. Annesinin bir Kore-Alman melezi olmasını ve iş imkânlarını bahane ederek Kore’den apar topar Almanya’ya taşınmaları onun bu olayı o kadar da çok garipsememiş olmasını sağlasa da, son zamanlarda gözden bu kadar ırak oluşu onu endişeye sürüklemişti. Ve bu son yaşanan kaçış olayı. Nerden kaçıyordu babası? Kimden kaçıyordu? Sadece küçük bir zarfın içine konan tek kelimelik bir yazıyla; “Elveda!” Babasının bir tefeci ordusuna borçlandığını düşünüyordu YoungJi, bir çeteye bulaştığını. Nereden bilebilirdi onun bir çete başkanı olduğunu, sonuçta mutlaka birinden kaçtığı belliydi ve bu konuda delilin çoğunlukla kendisinde olduğunu öne sürse de annesi ona inanmak istememişti. Ve çaresiz, babasının peşinden yollara sürüklenmişti. Babasının adı hala kayıtlarda JunPyo Kim diye geçiyordu. Bu Yo’nun işine gelmiş ve hemen Alman vatandaşı olup kimliğini değiştirmişti bir ajan olarak. Daha iyi takip edebilirdi babasını ve tanınmazdı isim olarak da. Sırf bu yüzden babasının yapamadığını kendisi yapmıştı. Elinin altında iki delil vardı şimdi, onun çetesine üye olanlardan birinin fotoğraflı belgesi ve babasının Almanya’da çalıştığı yerin gizli tutulan ismi.

Birkaç gün önce Almanya’da yaptığı bir baskın sırasında söyletmişti heriflere, ama sadece yanılgılar ve tahminler üzerine konuşmaktan başka bir şey yapamayan bu herifler Yo’nun babasının gerçekte de ne halt ettiğini pek algılayamayan kişilerdi. Yo onların konuşmalarından bunu anlamıştı kolaylıkla. İçlerinden birisi Koreliydi, Yo heriflere hiçbir şey söyletemediği o mekândan ayrıldıktan birkaç gün sonra bu şahıs da izini kaybettirerek bütün merakları üzerine çekmişti. Söylentilere göre o da Kim Jun Pyo’nun peşinden gidecekti. Ve YoungJi bu ikisinin de izini sürmeye kararlıydı. Babasının uçağından hemen sonra kalkan uçağa şu an binmiş olduğuna göre, babasının peşinden gelen Koreli genç de bu uçaktaydı. Yo hem temkinli adımlarla ilerleyerek o genci fark etmeye çalışıyor, hem de uçaktaki yerini arayarak ilerlemiş oluyordu. Nihayet koltuk numarasını bulduktan sonra yerine oturmadan önce üst rafa kahverengi bavulunu sıkıştırdı. Kendi çantasını öndeki sahsın aynı renkteki bavulunun yanına yerleştirirken hiç fark etmedi bile. Dalgın beynini uzun beyaz bulutlara kaptırmayı ne çok isterdi. Ama şu an düşünmesi gereken daha öncelikli işleri vardı. Babasının çete üyesi o Koreli herif Young Ji’yi ciddi bir biçimde takip edip uçak zamanlarını eş değer tutmamaya çalışmıştı ve bu Yo’nun aklına gelmemişti yine.

Beyaz kareden örtülerle bezenmiş koltuk takımlarının içini doldurduğu uzağın klimalarıyla ferahlayan Yo, cam kenarındaki koltuğuna otururken hala düşünceli benliğini ayıklayamamış olmanın endişesini taşıyordu gözlerinde. Etrafını süzmeye devam ediyordu. Tam önünde duran siyah saçını yaslanmış başından görmek son derece kolay olan çocuk, koltuktaki örtüyü düzeltmek istediğinden midir nedir, kısa süreliğine yan profili görülecek biçimde gerisini dönüp tekrar aynı istifini bozmadan oturma pozisyonuna geri dönmüştü. Yo bunu görebilecek kadar bakmıştı ona, yüzünü ayırt edebilmek güçtü biraz, ama kendisine şu birkaç gün önce konuşmuş olduğu genci anımsatmıştı. Uçak çalıştığı için çantasına ulaşıp belgelerini tekrar gözden geçirmesi imkânsızdı artık. Bir savaştan yenilgi ile çıkan toy çocukların haline benzedi bir an için suratı. Bu çalışan klimada bile kendini otuz derece sıcaklıkta gibi hissetti. Çocuğun ikinci kez kafasını çevirme imkânı olsa, ikinci kez onun suratını görebilse aslında çok iyi olacaktı. Bir yolunu bulup onun suratını daha yakından görmeli ve şüphelerini azaltmalıydı. Lavaboya gitme bahanesiyle yanındaki sahsı yerinden kaldırdı. Girişte lavabonun ter istikamette olduğunu öğrenmişti, fakat çaktırmadan bir adım ilerlemenin bir sakıncası olmayacağını düşündü.

Pencereden bakacakmış gibi koltuğundan kalktığı gibi bir-iki adım öne ilerledi yavaş yavaş, çocuğun kendisine bakmadığına emin olduğu bir anda onun suratına kaydırdı gözlerini. Birden bire belgedeki resim canlandı gözünün önünde. O çocuk olamazdı, konuştuğu Korelinin tipi kaymıştı ama bunu tipi gayet yerindeydi. Ama belgedeki resme göre bu oydu. Yoksa… Estetik ameliyatı falan mı geçirmişti tanınmamak için? *Neden olmasın?* Aniden başka bir şeyle ilgileniyormuş gibi başını ters tarafa çevirdi. Hosteslerden birini yanı başında fark etti bir anda. “Yardımcı olabilir miyim?” “Iıı-şey.. Ben tuvalete gidecektim de, birden olmadığını fark ettim ve şimdi yerime geçebilirim.” Onu da atlatarak eski konumunu almıştı tekrar. Yanındaki kızın bacakları geçmesini zorlaştırsa da yerine geçebilmeyi başarmıştı sonunda. Uzun geçecek olan süre zarfında önündeki çocuğun yerinden kıpırdamayacak olması şansını daha da artıracaktı şüphesiz, biraz uyku ona iyi gelecekti. Ve uykunun tutuklamasına izin verdi gözlerini. Bir kaç saat sonra gitme vaktinin geldiğini gösteren uçak piste vardığında çantasını kapan herkes çıkıyordu uçaktan. Yalnız o hala uyuyordu. Kendi tarafına rafa bıraktığı çanta yok olur olmaz, birinin omzunu salladığını hissetti. Uykusunun son bir kaç saniyesinde söyledikleri beyninde çınlamıştı. *Ne olurdu sanki makarnamın sosunu hazırlamayı unutmasaydın?* “Hah! Ne oldu! Geldik mi?” ”Çoktaaan!” Kalktığında ters yönde duran çocuğun çantasını aldığını fark etmedi uykulu haliyle. Ve çantasıyla birlikte havaalanına inmeye hazırdı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ruidoso de'Maréa
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 153
Kayıt tarihi : 13/11/10

MesajKonu: Geri: Utsumi Yukie   Ptsi Ara. 20, 2010 4:32 pm

Seviyeniz Efsane

İyi Eğlenceler

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Utsumi Yukie
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Legend Of Magic :: Başlangıç :: Rol Oyunu :: 
Seviye Alımı
-
Buraya geçin: