AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap



Legend Of Magic'e hoşgeldiniz! Sizleri aramızda görmekten çok memnunuz. Sitemiz bilindiği gibi bir rol oyunu sitesidir. Karakterinizi yaratmanızın ardından aramızda rol oyunu yapabilirsiniz. Sitemizin kurgusu ve sistemleri tarafımızca hazırlanmıştır. Her türlü sorununuzda bize ulaşmanız ve eğlenceli dakikalar geçirmeniz dileği ile.

LoM Yönetimi Sihirli Günler Diler.





















00 | 00 | 00 | 00





Paylaş | 
 

 Juliet Moon

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Juliet Percillia Moon
Gryffindor V. Sınıf
Gryffindor V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 18/11/10
Yaş : 22
Taraf : Fransa

MesajKonu: Juliet Moon   Perş. Kas. 18, 2010 10:54 pm

Büyücünün bilmişliğini izledikten sonra kat kat artan siniriyle sakin olmaya çalışan cadı duraksadı. Büyüyü ne kadar iyi yaptığı umrunda değildi. Birinden yardım alsa da bu kişi Brendan olmayacaktı. Büyücünün, "Juliet" diye hitab etmesinden çok da rahatsız olmasa da kaşlarını çattı. "İsmimin Juliet olduğunu anlamışsın. Şaşırdım. Ve- yardıma ihtiyacım olduğunu kim söyledi?" Büyücünün buz mavisi gözleri cadıyı süzerken bir kez daha kafasını kaldırdı. "Ve bu arada, ders notların beni hiç ilgilendirmiyor. Büyüyü yapamadığımı da söylemedim. Üzerinde çalışıyorum." Daha fazla batmadan susmayı tercih etmişti. Duvara yaslanmış olan büyücünün suratına baktı. Isırmaktan hala vaz geçmediği dudağı ne zaman kanayacak merak etiyordu. Önünde bir de dudağını patlatma riskini kaldıramayacağı için dudaklarına eziyet etmekten vaz geçmeliydi. "Tamam... Vaktim var. Burada, masada oturarak gitmeni saatlerce beklerim." Masaya oturmuşken ileride gördüğü kuklaya baktı. Yerle bir olmuştu. Somurtmaya devam etti ve bakışlarını yere yöneltti. 'Porsuk beyinli bile benden iyi büyü yapıyor. Amman ne harika!' İşin kötüsü Juliet ders notlarını gerçekten de önemsiyordu. Çünkü bir Ravenclaw'lı gibi düşünebilse bile onlar gibi hareket etmeyi hiç başaramamıştı. Ve bu gerçekten de binasından dışlanmasını sağlayan bir davranıştı. Kim bilir, seçmen şapka belki de hata yapmıştı...Düşüncelerinden vaz geçti ve uzun süre konuşmayan büyücüye döndü tekrar. "Ciddiyim, büyüyü önünde yapmayacağım. Git buradan... Ve ayrıca; bana bir kukla borçlusun!"Biraz önce cadının yapamadığı büyüyü yapıp yerle bir ettiği kukladan bahsediyordu.Büyücü hızlı adımlarla kızın oturduğu masaya yaklaştı. ‘’Ben bana o anda doğru geleni yapıyorum Juliet. Senin gibi bütün kaslarımı büyüye düşünerek ikna etmeye çalışmıyorum. Hislerimle hareket ediyorum ve karşımdaki insan ya da her neyse, onu sersemletiyorum.’’ Büyücünün parfümünü içine çekerken bir süre gözlerini kapttı. Karşısındaki çocuğun dudaklarına yapışmak istemediğinden miydi yoksa, aldığı koku başını döndürdüğünden mi bilmiyordu. Çok da uzun olmayan bir süre sonra büyücü arkasını döndü ve ilerledi. Ayak sesleriyle tekrar kendine gelen cadı, büyücünün parfümünden arınmaya çalışıyordu. Nereden biliyordu? Yani her şeyi o kadar umursadığını, sadece düşündüğünü... Bu kadar belli ediyor olması imkansızdı. Gerilmişti. Büyücü tekrar Juliet'e yaklaşmaya başladığında geriledi. Asasını uzatışını ve masaları itişini izledi. Meraklı gözlerle karşısındaki büyücüyü süzerken derin bir nefes aldı. Başını tekrar öne eğmişti. Yerdeki desenleri inceleme işini genelde ailesinden azar işitirken yapardı. Fakat bu kez karşısındaki büyücüyle göz göze gelmek istemediğinden yapıyordu. ‘’ Al gardını öyleyse. Sana canlı bir kukla olarak kendim eşlik edeceğim.’’ Ani bir hareketle çatılan kaşlarının altındaki bakışlarını büyücüye yöneltti. Dışarıdan bakıldığında gözlerinde yalnızca öfke görünüyor olabilirdi. Fakat aslında endişeliydi. Nereden çıkmıştı şimdi bu. "Saçmalama. Ben gidiyorum." Oturduğu yerden aşağı indi ve ilerledi. ‘’ Tabi eğer korkmuyorsan.’’ Kasılan çenesiyle arkasını döndü. Korkmak... Ya da en azından bunu belli etmek... Hiç de zekice değil- Mırıldanmaya benzer bir şekilde güldü. Çenesi hala gergindi. Kendinden emin bir şekilde ağzını açtı. Bunu hep yapıyordu ve ardından hiç bir şey söyleyemiyordu. Korkak tavuk gibi gerisin geriye kapattı ağzını ve çatık kaşlarını yumuşattı. Başını ve bakışlarını yerde gezdirdi. "Yapamam." Tekrar büyücüye döndü. "Yapamam çünkü beceremiyorum. Tamam mı? Mutlu oldun mu?" Gözlerini devirdi. Aslında burada hala neden beklediğini bile bilmiyordu. Tamam işte. Yeterince rezil olmuştu. Bağırarak beceremediğini söylemişti resmen. Juliet kendini hiç bu kadar aciz hissetmediğini fark etmişti. Başkası olsa sorun olmazdı belki ama karşısındaki büyücünün ona daha fazla ukalalık taslamasını istemiyordu. "Ne duruyorsun ukalalık taslayıp bana Ravenclaw'lı olduğumu hatırlatsana!" Belki de karşısındaki büyücünün gerçekten bunu yapacağını düşünüyordu. Hatta belki de yapacaktı...

Dokunuşuyla bütün vücuduna yayılan o garip dürtüye hakim olmaya çalıştı.‘’ Hadi ama.’’ Omzunda hisettiği büyücünün sıcak eli, tüylerinin ürpermesine fırsat tanımadan kaybolmuştu. Büyücü utangaç sayılabilecek hareketlerle elini geri çektiğinde nereye koyacağını bilememişti. ‘’ Sen de biliyorsun yapabileceğini. Sadece odaklanmayı düşünme. Odaklan. Ravenclaw’lı bir cadısın evet. Ama bununla gurur duyuyor olman gerekmiyor mu? Bilgiyi elde ettiğinde bu kadar iyi kullanacak olmanın verdiği cesareti de hissetmelisin sadece.’’ Bu kez cadının arkasına geçti ve kızıl saçlarını tamamen sırtına aldı. Büyücü bunu görmese de Juliet gözlerini kapatmış ve yüzünde oluşmakta olan küçük gülümsemeye izin vermişti. ‘’ Hafifçe sağa doğru bük ve sertçe havayı döv. Sertçe olmasına dikkat et. Ne kadar güçlü hissedersen, o kadar sersemleteceksin.’’ Kulağında ve ardından bütün vücudunda hissettiği bir ısıyla gözlerini açtı. Söylediklerini aynen yapıyordu. Şimdi tamamen yapmaya çalıştığı şeye odaklanmıştı. Adımlarını ağırlaştırdı ve kendini rahatlattı. Sadece karşıya bakıyordu. Konsantrasyonu büyücünün, bileğini kavrayışıyla dağılmıştı. Gözlerini bileğine devirdi büyücünün nazik eline baktı. Sıkmamaya çalıştığı belliydi. Sanki biraz önce hiç büyücüye kızmamış gibi hissediyordu. Ya da biraz önce hiç rezil olmamış gibiydi. ‘’ Hadi, gösterdiğim gibi yap. Sadece asadan çıkacak kıvılcımları düşün. Ve beni sersemletmeyi.’’ Derin bir nefes alıp verdi Brendan.’’ Bunu çoktan yapmış olsan bile.’’

Şimdi karşısında olan büyücünün, kütüphanedki anıyı hatırlatması onu gülümsetmişti. İlk kez karşısında kaşlarını serbest bırakmış, yüzünde gerçek bir gülümseme yaratmıştı. Bu kez gülüşü içtendi. Ya da öyle sayılırdı. Ardından odaklanmayı denedi ve yavaşça yok olan gülüşünün arkasından büyücünün talimatlarını tekrarladı beyninde. Hafifçe sağa bük... sertçe havayı döv... Yavaşça bunları uygulamaya koyuldu. Asasını yukarı doğrulttu. Tam büyücüye doğru. Derin bir nefes aldı. Güvensiz ve endişeli gözlerle yavaşça sağa büktü, sonra sert bir hareketle aşağı vurdu. Boşluktan çıkan sesi, kendi sesi kapatmıştı. "Sersemlet!" Büyü yine kıza geri dönmüş, ayaklarını yerden kesmese de gerileyip duvara çarpmasını sağlamıştı. "Ah, lanet olsun. Neden uğraşıyorsun ki? Yapamıyorum işte! Olmuyor!" Kafasının acıyan yerini ovuşturdu ve duvarın kenarına çöktü. ‘’ İlk denemende olacak demedim zaten sana. Konsantre olmakta zorlanıyorsun, ki seni suçlamıyorum. Bu işin en zor kısmı.’’ Cadının karşısına geçip sohbeti uzatmaya başladı. ‘’ Ben birini sersemletmem gerektiğinde, onu düşündüğüm zaman sinirlerimi kaldıran biri yerine koyarım.’’ Sırtını dikleştirdi. ‘’ Aklına her geldiğinde gözlerinin kısılmasına sebep olan, eline geçse bir kaşık suda boğacağın biri olmalı.’’ Asayı kaldırıp cadıya doğrulttu. ‘’ Ve sen, büyüyü tam onu on ikiden vuracak şekilde göndermelisin. Hırsla ve hınçla! ‘’ Gelecek büyünün tehlikesini merak ediyordu. Juliet gibi bir cadı, kime, ne kadar kin duyabilirdi ki?

Karşısındaki büyücüye bakıyordu. Fakat düşündüğü karşısındaki büyücü değil Fia'ydı. Kaşlarını çattı. Gözlerindeki nefreti hissediyordu. Ya da ağlamak üzere olduğu için bulanık gördüğündendi. 'Ölmesini istediğim tek yaratıksın Fia' Kendi kendine, Brendan'ın duyamayacağı bir şekilde mırıldanmıştı. Dişlerini sıktı. Başarıp başaramayacağı umrunda değildi. Tek istediği bağırıp rahatlamaktı. Aslında karşısındaki büyücüye de kızgındı. Yeni unutabildiği arkadaşını hatırlatmıştı. Kim bilir, belki Brendan da kızı tanıyordu, ikisi de Hufflepuff'yı sonuçta. Düşünebildiği tek şey cadı olduğunu öğrenmeden önce de Kate'le geçirdiği yıllardı. Ve onu kaybetmesini sağlayan Slytherin'li cadı.

Juliet sinirle gözlerini kıstı. Bu kez kendinden emin bir şekilde asayı kavramıştı. Biraz daha sıkarsa muhtemelen derisine kazınacak olan asayı tekrar sağa büktü. Hafif ama bir o kadar sertçe aşağı vururken bağırdı. "Sersemlet!" Asasından çıkan kıvılcımla başı dönmeye başlamıştı. Yanındaki sıraya dayandı. Gözlerinden akan iki damla yaşı kolunun tersiyle sildi ve sonunda yerde durmakta olan Brendan'ın yanına koştu. "Ş-şey ben... Çok üzgünüm gerçekten." Bir yandan yapmaya çalıştığı şey içinde hapsettiği göz yaşlarının yanaklarından aşağı süzülmemesiydi. Kaitlyn ölmüştü ve şu anda yaşamaya, öğrenmeye devam etmek zorundaydı. Büyücünün kolundan tuttu. "İyi misin? Gerçekten, böyle olacağını düşünmemiştim ben-" Büyücünün acıdan inlediği her an Juliet için müthiş bir pişmanlığa sebep oluyordu. Kendini koruyacağını söylemişti. Juliet de güvenmişti. Ah, pekala o küçük cadıdan beklenmeyen bir büyüyle karşı karşıya kalmış olsa da bu kadarını düşünmemişti.

Büyücü inleyerek kalkmaya çalışırken Juliet ona yardım etti. Gözlerinde sadece endişe vardı. Başarmış olmayı umursamıyordu. Yaptığı büyüyü de. Aklından bir an için Fia'yla düello yapmak geçse de bunun imkansız olduğundan haberdardı. Sonu yalnız Kaitlyn gibi olurdu.

Bakışlarını büyücünün gözlerine sabitlemişti. Korku ve pişmanlıkla bakıyordu ve her bir bakışının altında af edilmek söz konusuydu. Duyduklarıyla afalladı bir kaç saniye. Büyücünün sözlerinden sonra bakışlar ıtamamen değişmişti cadının. Şimdiyse parlak, masum ve belki de şaşkın bakışlar vardı. Büyücünün elini çenesinde hissettiği sırada her zaman yaptığı gibi yere bakıyordu. Yine bakışlarından kaçıyordu, yine utançtan kıpkırmızı olmuştu ve yine heycandan nefes alamıyordu. Büyücünün nazikçe kafasını kaldırmasına izin verdi. Buz mavisi gözleriyle karşı karşıya geldiği her an nefes almayı unutuyordu adeta. Bunu yeni fark etse bile, artık onun yanından ayrılmak istemediğini biliyordu artık. Onun için beslediği duygulardan da haberdardı en azından.

Juliet hiç beklemediği bir anda yüzünde bir sıcaklık hissetmişti. Başka bir nefesin yanaklarına dokunmasına izin vermişti. Ufak bir buseyle tüyleri ürpermişti. Neler olduğuna inanmayarak kafasını kaldırdı ve kocaman olmuş gözleriyle büyücünün suratını inceledi. Cadıyı kazanmak değil, yalnızca duygularını ifade etmek istediği açıktı. Belki de bu masum kızdan en beklenilmeyecek hareketi yapmıştı Juliet. Parmak uçlarına çıkmış, Brendan'ın iki elini kavrayıp nazikçe dudaklarını buluşturmuştu. Brendan ise öpücüğüne karşılık vermesine rağmen, sakin ve dikkatli olmayı başarmıştı.

Juliet çok geçmeden yaptığının, yaşadığı şeyin farkına varmıştı. Ani bir hareketle geri çekilmişti. Pişman değildi belki ama yine de utanmıştı. Sağa sola bakındı ve yüzüne ufak bir gülümseme yerleştirdi. Kızıl saçlarının bir tutamını kulağının arkasına attı. "Şey.. Sanırım seni hastane kanadına götürmeliyiz." Bu sırada nefesini kontrol edebildiğinden bile emin değildi. Kalbinin hiç bu kadar hızlı attığını fark etmemişti şimdiye kadar. Göğüs kafesinin bu kadar hareketli olduğunun farkına varmamıştı. Yine kafsını kaldırdı ve büyücüye baktı. Gülümsüyordu.


Online bir RPden yazdığım kısımların alıntısı ve eklemeler-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ruidoso de'Maréa
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 153
Kayıt tarihi : 13/11/10

MesajKonu: Geri: Juliet Moon   Cuma Kas. 19, 2010 8:21 am

Rpyi gerçekten çok beğendim. Anlatım güzel ve akıcı. Herhangi bir bozukluğa rastlamadım. Ara sıra eklediğin iç sözler komik tanımlamalarla zenginleştirmen de ayrı bir eğlendirici olmuş.

Seviyen •••••• [Efsane]

İyi eğlenceler

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Juliet Moon
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Legend Of Magic :: Başlangıç :: Rol Oyunu :: 
Seviye Alımı
-
Buraya geçin: