AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap



Legend Of Magic'e hoşgeldiniz! Sizleri aramızda görmekten çok memnunuz. Sitemiz bilindiği gibi bir rol oyunu sitesidir. Karakterinizi yaratmanızın ardından aramızda rol oyunu yapabilirsiniz. Sitemizin kurgusu ve sistemleri tarafımızca hazırlanmıştır. Her türlü sorununuzda bize ulaşmanız ve eğlenceli dakikalar geçirmeniz dileği ile.

LoM Yönetimi Sihirli Günler Diler.





















00 | 00 | 00 | 00





Paylaş | 
 

 V.Vespucciano

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Vito Vespucciano



Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 18/11/10
Soy : Safkan.

MesajKonu: V.Vespucciano   Perş. Kas. 18, 2010 11:14 pm

Sekiz yaşında sorulmuştu hocası tarafından bu soru Jacques'a, "Bulutların arasında ki karmaşa rüzgarın yardımında mı ortaya çıkar? Canı istediğinde mi?"

Kuru bir kalabalık hakimdi. Bir köşeden diğer bir köşeye koşan ve zihinlerinde çırpınan birkaç zevksiz kıpırtı uğruna mutlu olabilen insanların oluşturduğu topluluk. Büyük arityumu da kaplayan buydu her zaman ki gibi. Ayaküstü durup konuşan büyücüler, köşelerde ayakta dikilen fahişeler, etrafta uçuşan kağıt parçacıkları ve dev fıskiyenin dalgalı gürültüsü. Bu kalabalığı kaplayan bunca boş düşünce ne kadar değerli olabilirdi de böylesine büyük bir etkiye sahip olabilirdi. Onlarca insanı hatta belki yüzlerce, binlercesini bir koyun sürüsü gibi meşgul edebilecek kaç tane boş yalan bulunabilirdi?
"Milyonlarca."
Yüzünde yine o kimselerin olmadığı zamanlarda düşüncelerinin hoşuna gitmesiyle doğru orantıda beliren gülümsemesi vardı. Bu onu iğrenç bir mahlukat gibi gösterse de Jacques'in umrunda olmamıştı hiçbir zaman. Ellerini bağdaştırmış ayakta dikilirken arityumda ki binalardan birinin sekizinci katında ki ofisinden insanları izliyordu. Hepsinin yüzünde ki o basit, o saf gülümseme ve her birinin meşguliyeti adına barındırdıkları iyi niyet ne kadar onu sinirlendirse de bu onun çok hoşuna gidiyordu. İşte o, işte o Jacques'in kalbi olmalıydı. İşte o Jacques olmalıydı belki de. Burada, üç bin dolarlık takımın içinde ki hasta ruhlu beden değil. İşte orada aşağıda ki kalabalığı meşgul edebilen onlarca soru işaretinde olmalıydı o. Bunu kendi kendine düşünüyordu ve tekrar ediyordu işte. Kendi kendisine sorduğu her sorunun arasında gördüklerinin içinden kendisine ait fark edebildiği her kırıntıyı kendi fikirlerine ekiyordu. Belki bir gün o ölü hasat onun hayatını kurtarabilirdi. Yada onu iyileştirebilirdi.
Arkasına döndü. Teni her zamanki gibi solgun ve bedeni bitkin görünüyordu. Yeniden titremeye başladığı sağ eline hakim olmaya çalışarak sol bileğinin manşetini düzeltti. Sağ elinde, her parmağında takılı olan büyük ve farklı renklerden oluşan yüzük cümbüşü dokunuşlarını engellemiyordu. Bunu yaparken saatine de göz ucuyla bakmış ve masasının arkasında duran koltuğunu bir eliyle hafifçe sağa iterek masasına yaklaşmıştı. Siyah meşe olan masasının üzerinde duran karalama kağıtları ve dokümanların arasından aldığı kırmızı dosyayı işaret parmağıyla kendine çekti. Kapağını açtıktan sonra birkaç saniye gözleri dosyanın içinde ki yazılarda gezindi. Tekrar saatine bakıp doğrulduğunda masanın kenarında duran çekmecesini açtı. Altı ıslanmış durumda olan kese kağıdına sağ elini daldırdı ve bir şeyleri yakaladıktan sonra elini çıkardı. Beyaz gömleğinin manşetleri kan olsa da umurunda değilmiş gibi arkasına döndü tekrar. Ağır adımlarla büyük cama tekrar yaklaştı ve aşağıya, arityuma baktı.
"Neden istediğimi kendi kendime sordum. Neden daha fazlası? Ciddiyim bunu kendime sordum. Tabii sadece sormuş olmak için."Bakışları aşağıda gezinen hareketli kalabalıktan avucuna kaymıştı. Yuvasından çıkarılmış iki göz tüm bağlarıyla Jacques'in elinde duruyordu. Bunlar Bölgesel Koruma Timi şefi Frederick Skeffington'ın gözleriydi. Bu adam Bakanlık dahil tüm Londra'nın güvenliğinden sorumlu olan kişiydi. En azından birkaç gece öncesine kadar.*


*:
 
Birkaç saniye elinde ki gözlerin içine baktı ve düşündü. Gerekli bir katlediliş daha. Aslında kendi kendini rahatlatıyordu. Ve bundan sıkılınca göz yuvarlarını tutan eli sımsıkı kasılarak onları avucunun içinde ezdi ve parçaladı. Kan ve bir miktar sıvı avucunun içinden akarak yere damlarken Jacques camın arkasından aşağıya bakıyor ve teker teker seçtiği yüzleri teyit ediyordu hafızasında ki listeyle. Yüzünde birkaç dakikaya kadar barınan iğrenç gülümsemesi yok olmuş yerine ciddi ve boş bir bakış gelmişti. Birkaç aydır çalışılan bu gece için pek çok insan hazırlık yapmıştı. Yalnızca bireysel hazırlıklar değil bunun arkasında uzun ve zorlu bir bürokratik destekte vardı. Ve tüm bunlar ne kadar yorucu yada can sıkıcı olsalda amaca giden yolda pek çok şey mubahtı.
Çocukluğunda ki evi düşündü. Gece erken yatması için onu zorlayan tavırları ve o hayalin içinde uykuya karşı ve belki annesine karşı alınan tepkiyi yeniden gördü zihninde. Öfke değildi. Sanki her şeyi sorgulama gereksinimi duyan eksik bir yetiştirilme evresinde sıkışmış sorunlu bir çocuğun yakarışı gibi. Bir sorundu. Bir sorundu dedi kendine evet.
Bir sorundu.

Zamanın geldiğini düşündü. Asırlık yazıtların arasında çocukluğundan beri okuduğu kinin dışa vurumu büyük bir vurgun olmalıydı. Çocukluğundan beri tek oyuncağı balkıda tek ilgi noktası yetiştirildiği yerdi. Ve yetiştirildiği yerden aklında kalan en büyük amaçta buydu. Kitaplardan, hocalarından ve yazıtlardan okuduğu her şeyde ki ortak nokta. Nesillerdir sıkışıp kalmış bir amaç. Ve Jacques'te sonsuza kadar adını yazdırmalıydı tarihe. O tekti öyle kalmalıydı.
Elinde ki büzüşmüş organları havaya kaldırdı. Bu onun kiniydi. Ve göz kapakları aralanarak yukarı bakmıştı. Bu onun yakarışıydı. Ve sesi buz kadar soğuk ve kırılgandı. Bir hastanın ki gibi fısıltılı olan ses tonu, asırlardır saklanan sihirli kelimeleri fısıldadı. Bedeninde ki tüm kan damarları şişerken beyaz teni canlanmaya başlamıştı. Arityumda ki bazı insanlarınsa yüreklerine merak düşmüş ve kuru kalabalığın bir bölümü duraksayarak akışı bozmuşlardı.
Büyük bir gürültüydü bütün binaların camlarının parçalanması. Ve devamında gelen haykırışlar, çığlıklar. Bakanlığın meydanını gürültü işgal ederken parçalanan cam kesitleri insanların üzerine düşüyordu. Arityumu aydınlatan tüm ışıklar güçlü bir rüzgarın şiddetinden kaçarcasına sönerek yok olmuştu. Hepsi Jacques'in avucunun içine saniyeler içersinde gömülürken, kuru kalabalığın arasında telaşa kapılmamış isimler asırlık kuralların gerektirdiği sislerin içine sokmuşlardı yüzlerini.
Uykusundan uyanacak tek şey rejimlerdir sakinliği ve koyun sürüsünü güdebilen çimen tadında ki iktidarı yaşayan Büyüce Dünya değil. Toprak altında kalan bir tarikattı aynı zamanda.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Stieg Huxley
Okul Müdürü
Okul Müdürü


Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 13/11/10
Soy : Safkan

MesajKonu: Geri: V.Vespucciano   C.tesi Kas. 20, 2010 12:46 am

Anlatımın güzel zevkli ve ilgi çekici. Renklendirmenin uyumuyla birlikte tamamıyla eğlenceli bir hale bürünmüş durumda. Okurken, kahramanın hissettikleri sanki ben hissettim.


•••••• [Efsane]

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://legendofmagic.yetkin-forum.com
 
V.Vespucciano
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Legend Of Magic :: Başlangıç :: Rol Oyunu :: 
Seviye Alımı
-
Buraya geçin: