AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap



Legend Of Magic'e hoşgeldiniz! Sizleri aramızda görmekten çok memnunuz. Sitemiz bilindiği gibi bir rol oyunu sitesidir. Karakterinizi yaratmanızın ardından aramızda rol oyunu yapabilirsiniz. Sitemizin kurgusu ve sistemleri tarafımızca hazırlanmıştır. Her türlü sorununuzda bize ulaşmanız ve eğlenceli dakikalar geçirmeniz dileği ile.

LoM Yönetimi Sihirli Günler Diler.





















00 | 00 | 00 | 00





Paylaş | 
 

 Audorphe.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Loriana Audorphe Blenn



Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 20/11/10

MesajKonu: Audorphe.   C.tesi Kas. 20, 2010 4:28 pm

|| 'Ayaklarımı izliyor musun Bradley?’ Müziğin ritmi ne hoş. Ben harekete geçmeden ayaklarım canlanıveriyor bir anda. Yerin üzerinde daireler çiziyorum. Ayaklarım demişken güzelliği dikkatimi çekiyor şimdi. Çok pürüzsüz. Melodik bir şekilde dans ederlerken ayak fetişisti olmamanıza imkân yok. Kendimle övünmeyi seven biriyim evet, ya da vücudumla. Kim kendimle övünmeyi sevmiyorum derse yalan atmış olur zaten. Vücudum hakkında övgüler duymak hoşuma gidiyor. Hatta popomu kavrayan tanınmadık eller beni tatmin ediyor. Böyle konuları kendi ağzımdan anlatmak zor. Gerçi siz bilirsiniz okuduğunuz romanlardan, efsanelerden, hikâyelerden; katillerin cinsel ve aşk hayatlarını. Ne kadar güzel değil mi? Size de zevk vermiyor mu yaptıkları şeyler? Bazıları ah tüylerim ürperiyor cinsinden laflar ediyor. Aslında hepimizde öldürme içgüdüsü var. Bunlar kanunlarla bastırılmış olmakla beraber, kanunları çiğneyen biri olarak söylüyorum ki; evet öldürmeye bayılıyorum. Etleri kemiklerinden ayrılırken izlediniz mi bir insanı? Çaresiz bir şekilde gözünüzün önünde can çekişirken… Ne de büyük haz verir o. Cinsel ihtiyaçlarımı bu yolla tatmin ediyorum. Ne garip… Aslında bunu anlatan benim; ama sanırım sizin beni canlı olarak tanımanızı daha çok isterdim ve daha sonra dişime göre olup olmadığınızı öğrenmeyi. Ah ama merak etmeyin; kadınsanız benimle birlikte çalışmanızı çok isterim. Sorunum erkeklerle. Sorunum beş para etmez erkeklerle! Sorunum yataktan başka bir şey düşünmeyen beyinsiz erkeklerle! Burada insanlar öldürülüyor; fakat polislerin bir boka yaradığı yok. Hepsi kadınlarla kafayı bozmuş durumda. Zaten burada kadınlar hapis meselesinden ‘kadınlıkları’ sayesinde kurtuluyorlar. Polislerin ne fantezileri var diye merak etmiyor değilim içten içe…
‘Bradley, ah yakışıklı Bradley…’ Ayaklarım yok gibi hissediyorum aslında. Sadece belimden yukarısı var. Altımda kelebekler uçuşuyor bir bakıma. Sonsuzluğa taşıyorlar beni. Hazların, tutkuların, şehvetlerin, gerçek aşkların, kanın hâkim olduğu bir dünyaya taşıyorlar beni. Gerçek aşkın ve kanın olduğu bir dünya demişken Shakespeare aklıma geliyor. Bir şekilde bana ölümü ve aşkı çağrıştırıyor bu ihtiraslı adam. Sonelerinin hepsi aklımda. On ikili yaşlarımdan beri bütün kitapları kütüphanemin her bir köşesini süslüyor. Garip bir şekilde takıntılıyım ona. Aslında ona değil, Shakespeare'e değil; içinde yaşattığı ölümsüz adama... Gerçek aşkı bulmak için içinde yarattığı kaos bana ilham veriyor. Onun için kadın, güneş. Onunla doğuyor ve onunla batıyor. Her gece yatarken onun verdiği güvenle yastığa başını koyuyor. Çünkü yarın sabah doğacağını biliyor. İnanç... Shakespeare'in aşka olan inancı; gökkuşağının renkleri kadar saf ve temiz. En azından bana göre.

    Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?
    Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın:
    Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler,
    Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:
    Işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak,
    Ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden;
    Her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak
    Kader ya da varlığın bozulması yüzünden;
    Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz,
    Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda;
    Gölgesindesin diye ecel caka satamaz
    Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:
    İnsanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
    Yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.

[justify]Buradakiler gibi sahte insanlıkların olmadığı. Evet evet sahte insanlar. Sizce de öyle değil mi? Kimse kimseye bakmıyor, kimse kimseyle konuşmuyor, herkes kendi âleminde ve dünya yalnızlığa sürükleniyor. Bunu izleyebiliyor musun? Sen de onlardan biri misin? Evet, ben onlardan biriydim. Bak bende yarattığı sorunları görebilirsin şimdi. Beni tanıman gerekmez. Dış görünüşümden bile anlayabilirsin bunu. Psikopatın tekine benziyorum. Zaten çevremdeki insanların geneli beni o şekilde görür. Ama insanlar ne kadar önyargılı değil mi? Sen de öyle misin? Birbirimizi tanımadan karşı cins veya aynı cins insanlar hakkında hüküm vermekte üstümüze yok. Kendimiz yapıyoruz ve zararlarını kendimiz görüyoruz. Gerçi benim zarar gördüğümü söyleyemem. Daha çok zarar veriyorum. Ve bu da benim korunmamı sağlıyor. Zarar vererek kendimi kötülüklerden kurtarabileceğime inanıyorum. Yani öldürdüğüm her insan, etten-kemikten duvarlar oluşturuyor bana. Eğer herkesi teker teker incitirsen ve korkutursan sana karşı davranışlarında çekingen olurlar. Bunu denedin mi hiç? Konu şu ki; şu an büyük bir zevk duyuyorum. Yaptığım işten yani. Ah, Bradley’in kim olduğunu belirtmeyi unuttum. Erkek arkadaşım. Lanet olası cehennemi boylayacak az sonra. Tabii öyle bir şey varsa. Tanrınızın varlığına inanmayan ben; cennet ve cehenneme mi inanacağım?! Tanrınız… Saçma. Onunla alakalı olan her şey, onu ilgilendiren her şey saçma. Birçoğunuz ona ‘cennet-cehennem’ korkusundan dolayı inanıyorsunuz. Aslında inanmıyorsunuz, inanmış gibi yapıyorsunuz. Hıristiyanlar; kaç kişiniz incili okudu? Okumadığınız, içeriğini bilmediğiniz, araştırmadığınız kitaba mı inanıyorsunuz? Müslümanlar? Okudunuz mu şu ‘kutsal’ kitabınızı? Dininizin gereklerini bilmeden nasıl kendinizi o dine mensup sayabilirsiniz? Beyninize sıçmak istiyorum! Yanlış bir şey yaptığınızda olmayan kadere inanan sizlersiniz. Hem kadere hem tanrıya inanıyorsunuz. Kaderin anlamı nedir? Yattığınız, kalktığınız yazılmış ‘defterlerinize’ . Hayatınız boyunca yapacağınız ve düşüneceğiniz her hareketin önceden belirlendiğine inanıyorsunuz(!) Yanlış bir şey yaptığınızda direk kadere sığınırsınız. ‘Olacağı varsa olmuştur, kader bu, kaderimizde var ne yapalım…’ gibi salakça sözler. Çünkü beyinsizsiniz. Bir de diyorsunuz ki; Tanrı sizlere akıl bahşetmiş. Her şeyiniz yazıldıysa tanrı size niçin akıl bahşetsin? Eğer öyle olsaydı gayet monoton bir hayatınız olurdu. Sizlere tavsiyem, bir ara Nietzsche’ye kulak verin… Kullarının kötülüklerini isteyen, onları bulunduğu zor durumdan kurtarmaktan aciz olan bir tanrıya mı inanıyorsunuz? Siz ona dua edersiniz, ibadet edersiniz; o size zor anınınızda yardımcı olmaz. Tanrı bu mu? Tanrı size göre bunları mı ifade ediyor? Bana göre hayal kırıklığı… Ve dinler. Ne gereksiz. Sözde barışı, sevgiyi ve kardeşliği öğütleyen tanrı, insanların dinleri yüzünden birbirleriyle kavga etmelerine göz mü yumuyor? Sizin tanrınız o zaman barışın ve sevginin imgesi olmaktan çıkıp savaşın imgesi haline dönüşmüyor mu? Aslında kendinizi, dininizi, tanrınızı yine kendiniz yiyip bitiriyorsunuz. Zavallı inananlar…
Ah, yaptığım iş derken. Bahsettiklerimden ‘mesleğimin’ ne olduğunu anlamışsındır belki? Şu an ne yaptığımı öğrenmek istiyor musun? Elimde Bradley’in boynundan süzülürken, vahşice yumalandığım kırmızı kan var. Daha doğrusu elimi kaplamış olan… Bu kesip biçme olayları gerçekten çok zevkli. Akan kan insanı tatmin ediyor. O kırmızılığı görmek gözlerimin perdelerini aralıyor sanki. Kendimi tanrıça gibi hissediyorum elimde bıçakla. Her şeye hükmeden, kararları kendi veren ve nefis bir tanrıça. İç çamaşırlarımın kendimi güvende hissettirdiği geldi şimdi aklıma. Öldürürken çıplak olmayı seviyorum. Kendim olmayı ve onlara ölürken güzel bir zevk yaşatmayı seviyorum. Son görüntülerinin güzel bir manzara olmasını istiyorum. Öbür tarafı boyladıklarında tanrılarına gösterebilsinler diye. Orgazm olur ‘zavallıcık’. Yukarılarda ‘dişi’ namına pek bir şey gördüğü söylenemez değil mi? Çok komik, cidden.
Kurbanlarım vücudum yüzünden geliyor benimle. Artık bu işleri yapmak benim için bir hobi oldu denilebilir. Arada bir yaptığım hayat kadını mesleğim sayesinde Victoria’s Secret marka iç çamaşırları giyiyorum. Çoğunuzun hiçbir zaman giyemeyeceği şeyleri… Kendime ait bir apartman dairem var. Yani demek istediğim şey şu: bu zamanda hayat böyle kazanılıyor! Bıçağın sivri ucunu önce Bradley’in göbeğinden yukarı doğru yavaşça çıkarıyorum. Kulaklarıma dolan çığlıklar eşsiz bir senfoni. Her gece dinlemek isteyeceğiniz türden. Vahşeti yansıtıyor. Bir yandan ürküyorsunuz; ama diğer yandan bırakmak istemiyorsunuz. O melodi nereye giderseniz gidin kafanızın içinde bangır bangır konser veriyor. Benden kurtulamazsın dercesine. Kurtulmaya niyetim yok zaten… Açılan derinin boşluklarından sızan kırmızı sıvı; benim için hayat sıvısı gibi bir şey. Koyu kırmızının rengini görmek bana tutkuyu çağrıştırıyor. Tutkuyu çağrıştırdığı için bunu yapıyorum ya. Parmaklarım Bradley’in bütün vücudunu dolandı. Son aşamayı hepimiz biliriz. O sahne şimdi gerçekleşiyor işte; elimdeki bıçağı kaldırıp acele etmeden göğsüne saplıyorum. Anlattığım üzere gayet sakinim. Son saniyesinde Bradley’in gözleri, yüz ifadesi görülmeye değer. Oda bulanıklaşıyor yavaş yavaş. Aşırı kan kokusunun bana iyi geldiğini de söyleyemeyiz… Başımın döndüğünü hissediyorum. Ayaklarım birbirine dolanıyor ve şimdi Bradley’in vücudunun üzerine yapışmış vücudumla yarı baygın bir şekilde yatıyorum. ‘Canın cehenneme piç herif!’ Kanın kutsallığında yıkanmak gibisi yok…
    Aşk nedir? Ahret demek değildir her halde.
    Çınlamalıdır neşesi bu anın gene bu anın kahkahalarıyla
    Çünkü ne olacağı yarının meçhulümüzdür hala,
    Boş yere vakit geçirmekten artık yoktur bir salah:
    Öyle ise gel öp beni, genç ve tatlı sevgilim,
    Ömrü pek azdır gençliğin.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ruidoso de'Maréa
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 153
Kayıt tarihi : 13/11/10

MesajKonu: Geri: Audorphe.   C.tesi Kas. 20, 2010 4:59 pm

Karakterini yansıtmada başarılı bir rp olmuş. Ara ara kattığın şiir kısımları rpye renk kattığı gibi temayla da uyumlu olmuş. Kısacası beğendim.

Seviyeniz Efsane

İyi eğlenceler

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Audorphe.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Legend Of Magic :: Başlangıç :: Rol Oyunu :: 
Seviye Alımı
-
Buraya geçin: