AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap



Legend Of Magic'e hoşgeldiniz! Sizleri aramızda görmekten çok memnunuz. Sitemiz bilindiği gibi bir rol oyunu sitesidir. Karakterinizi yaratmanızın ardından aramızda rol oyunu yapabilirsiniz. Sitemizin kurgusu ve sistemleri tarafımızca hazırlanmıştır. Her türlü sorununuzda bize ulaşmanız ve eğlenceli dakikalar geçirmeniz dileği ile.

LoM Yönetimi Sihirli Günler Diler.





















00 | 00 | 00 | 00





Paylaş | 
 

 Jake T.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Jake Tylor



Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 26/11/10

MesajKonu: Jake T.   Cuma Kas. 26, 2010 4:23 pm

Büyü kanın içindedir, kalpten akar. Onu her kullandığında, senin bir parçanda onunla gider. Sadece kendinden vermeye ve karşılığında hiçbir şey almamaya hazır olduğunda büyü senin için çalışacaktır

Gece saat 12 gibiydi etrafta hiçbir canlılık belirtisi yoktu Raist nereye düştüğünün tam olarak farkında değildi.Uzun süredir süpürgenin arkasında gitmemişti hatta hiç gitmemişti. Azkabanın küflü taşlarında nefes aldığını bile unutmuştu beyni bulanıktı olanları hatırlamaya çalıştı Azkaban’ın duvarı patladı… Ama gerisini bir türlü bulamıyordu. Hava çok karanlıktı ve ürpertici hava ortama uyum sağlamasına yardımcı oluyordu.

Çıkış yolu arıyamıyacak kadar yorgundu bir ağacın dibine tünedi.Üstündeki yırtıklar ellerindeki kan… İçinden bunları düşünmek için daha çok erken diye geçirdi biraz kestirmek en uygun olanıydı gözlerini kapadı dik sırtı kamburlaştığı anda belinde karnına bir şey temas etti, gözlerindeki kıvılcım ağaçları bile dile getiriyordu yıllardır rüyalarına giren asası sonunda kendi hakimiyeti altındaydı parçalar yavaş, yavaş yerine oturuyordu hemen kolunu sıyırdı ve lordunun simgesini aradı ama uğraşmasına gerek yoktu her zamankinden daha canlı duruyordu resimdeki engerek olmasına rağmen görenler zehirinin dışarı fışkırdığına ant içe bilirlerdi.

Sabah güneşi içini ısıtmasını sağladı oyalanmadan asasından aldığı kudret ve azimle yola koyuldu bir kaç saatlik yolculuk sonunda Londra yakınlarındaki kasabayı görünce her şey birden aklında hızlı bir şimşek gibi çaktı ikizi kaçarken toplantı yeri derken burayı kast etmişti ama malikanenin ismini bir türlü hatırlayamıyordu. Dolaşmaya başladı kafasıı önde yürürken bir yandan da düşünüyordu kafasını havaya kaldırdı hiç olmadığı kadar zehirli ve yeşilimsi bir gök yüzü vardı karşısında. Sonunda küçük dükkanların ve barların bulunduğu adi mekanlardan geçtikten sonra yükseltide konağı gördü.

Bu hiç aklına gelmezdi o konak ikizine babası tarafından verilmişti ve dava için burayı kullanması aklının ucundan bile geçmiyordu patikaları aciz bedenin verdiği ağırlıkla geçtikten sonra dev ve ihtişamlı kapıya ulaştı. Kapıyı ittirdi çıkan ses yüreğinin kıyısına vuran büyük dalgalar gibiydi adeta canını yakmıyordu ama ürpertiyordu buraya Hogwarts’dan kaçıp lordun yanına sığındığı günden beri adımını atma izni tanımamışlardı. Ailesi Londranın en dürüst en soylu ve en iyi bilinen ailelerinden biriydi ve soyadları onlar için her şey demekti ona sürülecek bir lekeyi hayatta affetmezlerdi. Raist kendi seçimini yaptığı için pişman değildi gençlik yıllarını lordun yanında geçirdi bir o kadarını Azkanban’da geçirdiği için pişman değil de olsa ailesi onun için her şeyden kıymetliydi ve sırf onları üzmemek için ikizinin gözlerine girmek için yaptığı kumpasları sineye çekmişti ama o yükselirken gözden düşdüğünü Hogwarts da daha iyi anlama fırsatı bulmuştu . Ne yazık ki ailesini savaşta kaybetmişti ama bu konuda Lord intikam aldığını ve içinin rahat olması gerektiği dışında hiç bir şey sölemedi.

Kapının sesini duyan Sturm kapıyı destansı bir ağırlıkla açarak etrafı kolaçan etti ve Raist’e gelmesini işaret etti ayakları iki ileri bir geri yapsa da Lorduna duyduğu özlem onu kapının eşiğine kadar bir çırpıda getirmişti. kardeşine soğukluğunu belli edemiyordu ama ne zaman onu görse kum saati gözleri derinlere dalıyor, altın rengi teni daha bir alevleniyordu. İçeri girdiğinde annesinden ona geçen translardan birini yaşadı ve çocuk gülüşleri çok canlıydı birden annesinin kokusunu çekti içine ve babasının o meşhur sözü ceriyan etti kulaklarında ‘ ‘Bir büyücünün ruhu büyünün potasında eritlip şekillendirilir’ Bu söz hayatında her zaman büyük bir yer kaplamıştı büyü onun ailesi olmuştu çoğu zaman ve ustalığı Lordu kadar iyi ve kontrol edilebilir seviyedeydi . Birden etraf karardı ve lanet bir koku geldi ev talan edilmişti. Geniş antreden ilerledikten sonra eski ihtişamını kaybetmiş masa etrafında Azkabanda ki arkadaşları ve masanın başında Lordunu görmüştü kum saati gözleri o anda tüm resmiliğini ve ciddiyetini kaybetmişti ve yaşına aldırmadan Lordun yanına gidip haylaz bir çocuk gibi Lorda sarıldı Lord otoriter sesini Hiç bozmadan
‘ Sanırım Tanis süpergeyi çakmayı başardı onu görmedin mi, dua etmelisiniz ki ruh emiciler sizi fark etmedi o süpürgeyi senin kullanmanı sölemiştim’ diyerek karanlık bir tebessüm yarattı yüzünde. Baba şevkatini yüreğinde hissetmişcesine ‘Şükür olsun ki yanınıza zorluk çekmeden ulaştım ama Tanis’in yada süprügenin varlığından eser göremedim’ Lord ortamdaki yorgun havayı sezerek oturumu başlatmadan önce 2 sa.lik bir uyku molası verdi. Raist ikiziyle konuşmak için fırsat kolluyordu koluna yapışıp eskiden şömüne olduğunu düşündüğü şeyin yanında iskambelere oturtarak Gözlerini yine onun üstüne dikti ‘ O kargaşadan sen nasıl kurtuldun ‘ diye sorgulamaya başladı. Sturm yine ukalaca bir tavır takınarak ‘ Aramızda bir farklılık olduğunu Lord belli etmesede her kez bunu çok iyi biliyor. ‘ diyerek küstahça sırıttı. Raist ‘Burası sana babamın emanetiydi nolursa olsun buraya iyi bakmalıydın ‘ diye diretsede Sturm rahat tavrından hiç taviz vermeden ‘ Seni evlatları saymıyalı kaç yıl olduğunu saydın mı? Küçük kardeşimize senin ismini koymuşlar sanırım umarım sonun onun gibi olmaz gidip biraz dinlenmelisin çok yorgun gözüküyorsun’ diyerek oradan uzaklaştı.
Yukarı çıktı ve eski odasını bulmakta büyük zorluk çekse de bir zamanlar tüm dünyası olan o küçük yere ulaşa bilmişti kafasını kuş tüğü yastığa koyarak gözlerini kapadı. Çığlıklar annesinin çığlıklarını ve bir bebeğin ağlama sesi aklında canlandı normalin aksine geleceği değil geçmişi görüyordu. Lord ve Sturm bi anda odada belirmişlerdi bebekten ve anneden çıkan sese aldırış etmiyorlardı annesi çaresizce Sturmu yumrukluyordu ve Lordun dudakları arasından ağırca o iki kelimenin ses kulağında defalarca çınladı ‘Adavra Kadavra’ .

Terlemişti içinden ‘ NASIL’ diye tekrarlıyordu ama bunun gerçeğin ta kendisi olduğundan adı gibi de emindi. Birden allak bullak oldu inandığı değerler bir anda değişti eliyle asasını yokladı aklında yine babasının lafı vardı ‘Kim tanrıları ister yada ihtiyaç duyarki?Kesinlikle ben değil. Hiçbir tanrısal güç yada bir inanç hayatımı kontrol etmiyor ve bende bundan memnunum. Kendi kaderimi kendim seçerim. Hiçbir Lordun kölesi değilim.Neden bir tarının kölesi olayım ve bir Lordun, rahibin veya bir din adamının nasıl yaşayacağımı söylemesine izin veriyim ‘ Bu zamana kadar Lordun dediklerini eksiksiz yapmıştı ve ona inanılmaz bir sadakatlada bağlıydı kardeşini hiç aklına getirmiyordu para ve güç hırsının onu bu noktaya getireceğini düşünememişti ailesinin tüm mirasını ona bıraktığı imzayı atarken babasının ne işkenceler çektiğini düşünmek bile istemiyordu.
Asasını bir kez daha büyük bir kudretle sıktı ve gücü altın rengi derisine ve ruhuna tenefüs etmişcesine gözleri alevlendi intikam gözünü döndürmüştü. Lordun yan odada kaldığını hatırladı ve dolaptan bir süpürge alarak geniş balkonuna yerleştirdi Lordu hiç bukadar derin uyurken görmemişti ama ona baktığında artık sadece intikam ve nefret hissediyordu. Sessizce odadan ayrıldı ve alt katta nöbet tutan kardeşinin yanına giderek ‘Lord bizle görüşmek istiyor’ dedi, yine aynı alaycı tavırla ‘sonunda yerini ben alıcağım sevgili ikizim ‘ dedi. Raist cevap verme tenezzülü bile göstermedi ve ona söyliyecek tek bir sözü bile yoktu onu yandaki iğrenç odalardan birine sokarak asasına sarıldı ve büyük bir zevkle ölümün soğukluğunu sanki üflermişcesini o lanetli iki kelimeyi haykırdı ! Kardesinin zehir saçan bedeni artık bir sıçan pisliği gibiydi.
Bir rahatlama vardı ama acısı tam olarak dinmemişti Lordun bulunduğu odaya büyük bir sabırla ilerledi tam yatağının karşısında asasını yüce Lorda tıpkı annesini doğrulttuğü gibi doğrulttu ölümünün aynı olmasını istiyordu ihanet ve acı içermeliydi. Lordun uyanmasını sağladı sessiz bir uğultu gibi gözlerindeki yaşlar hafiften boşalırken ‘NEDEN! ‘ diye uğuldadı Lord nolduğunu anlamamış gibi bir tavır takınsada her şeyin tamamiyle farkındaydı ve eli harekete geçmişti bile bir kez daha aynı ses ama çok daha kudretli bir şekilde ‘ NEDEN !! ‘ Lord ‘ Hepsi Sturmun fikriydi inan bana sadece bana anlatmam için zaman ver…’ diye sayıklarken ağzı büyük bir gülümseme ve sırıtışla o kelimeleri haykırmaya hazırlı ve birden aklı durdu sevgili arkadaşı Belatrix daha önce davranıp öldürmeyi başarmıştı ve Raist ölümün soğukluğunu ve intakımın verdiği hazzı yarı yarıya yaşıyarak son nefesini verdi….
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ruidoso de'Maréa
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 153
Kayıt tarihi : 13/11/10

MesajKonu: Geri: Jake T.   Cuma Kas. 26, 2010 4:32 pm

Seviyeniz Yazar

İyi rpler

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Jake T.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Legend Of Magic :: Başlangıç :: Rol Oyunu :: 
Seviye Alımı
-
Buraya geçin: