AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap



Legend Of Magic'e hoşgeldiniz! Sizleri aramızda görmekten çok memnunuz. Sitemiz bilindiği gibi bir rol oyunu sitesidir. Karakterinizi yaratmanızın ardından aramızda rol oyunu yapabilirsiniz. Sitemizin kurgusu ve sistemleri tarafımızca hazırlanmıştır. Her türlü sorununuzda bize ulaşmanız ve eğlenceli dakikalar geçirmeniz dileği ile.

LoM Yönetimi Sihirli Günler Diler.





















00 | 00 | 00 | 00





Paylaş | 
 

 Dorian.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Dorian Audrinas
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 26/11/10
Yaş : 25
Taraf : Tarafsız.

MesajKonu: Dorian.   Cuma Kas. 26, 2010 11:50 pm

    Karanlık bir fısıltı gibidir ruh. Anlık bir ses sonrasında havada dağılıp yok olur. Ne görünür ne de hissedilir. Hayatını bir sağır olarak yaşayanlar için bir hiçtir. Ne duyduğunu bilenleredir mutluluk. Dikkatlice dinleyebilenlere. Bazen hayat zor deriz. Yaşamak zor. Zor gelen hayatlarımızın sonuna geldiğimizde ise, zaman dileniriz. Biraz daha bu hiçlikte yaşamak için. Bazen de duyabilenler hiçliğe mahkum olurlar. Eğer duydukları o sesi bir gün kaybederlerse... Zevk ve acı kavramları karışırken, sevgiliniz ellerinizde son nefesini verirse ne hissedersiniz? Hani bazı rüyalar vardır ya, rüya olduklarından emin olsanız da o kadar gerçekçidir ki gerçeklerden şüphe etmeye başlarsınız. Onlardan birinde olduğumu hissediyordum. Ancak bu sefer çok gerçekçiydi. Sevdiğiniz birini kaybetmek üzücüdür, sevgilinizi kaybetmek çok daha üzücüdür. Ancak ölümüne sebep olmak, işte sizi asıl bitiren budur.

    Soğuk hava, iki aşığın birbirine dolanmış çıplak bedenlerine çarparak hızla ilerliyordu. Genç büyücü, bu karanlık sokakta veda etmek için buluştuğu sevgilisiyle son birkez aşkın en tutkulu halini yaşarken, hiçbir şeyi umursamıyor, sadece onu düşünüyordu. Şuan tadabildiği dudakları bir daha tadabilecek miydi? Yumuşak tenine yine dokunabilecek miydi? Kendisiyle ilgili olan gerçekleri bir gün anlatabilecek miydi? Genç kızın inlemeleri sessiz sokakta yankılanırken, farkında değildi genç büyücü hiçbir şeyin. Kendini kaybetmek üzereydi, hissedebiliyordu. Çıplak ayakları soğuk taşlara sıkıca basılıydı. Ancak soğukluğunu bile hissetmiyordu. O an ile ilgili hatırladığı son şey ise, muggle olan genç kızın narin boğazında gördüğü açık renk eller. Kırmızı-mavi renkleri karanlık sokağı aydınlatırken genç büyücü uzaktan olanları izliyordu. Sevgilisinin yavaş yavaş soğuyan bedenine sarılmış ağlarken, yalnız olmadığını farketmişti. Yaşlı bir büyücü onu olay yerinden hızla uzaklaştırmıştı. Ağlamaktan gözlerinin yandığını hissedebiliyordu. Dokunmaya kıyamadığı o narin bedenini; yumuşacık, süt beyazı olan tenine zıt, ona hakaret edermişçesine siyah kaba bir torbaya koyuşlarını izledi genç büyücü. Titriyordu. Soğuk havadan dolayı değil, vedalaşmak için buluştuğu sevgilisine sonkez veda ettiğini anladı. "Keşke..." dedi. Biliyordu hayatı keşkelerle geçecek. Ellerine tiksinerek baktı ve ağlaması şiddetlendi. Çıplak omzunda hafif bir dokunuş hissedince yavaşça başını kaldırdı. Yaşlı adam anlayışla başını salladı. "Gitmeliyiz, evlat."İlk cinayet her zaman için en etkili olanıdır. Korku ve pişmanlık sizi içten içe yakarken, o anki zevki ve mutluluğu hatırlayıp tekrar denemek istersiniz. İnsanlığınız ile zevkleriniz büyük bir savaşa girer. Kazanan taraf ise kararınızı belirler. Ya cenaze törenine katılır ve ailesine taziyelerinizi iletirsiniz ya da bir başka bakireye tecavüz edersiniz. Aslında sonuç başından bellidir. O içinizdeki savaş bir tür avutma gibidir. İlk cinayetin her zaman için bir tekrarı vardır. Bende de öyle oldu.

    Korku. Genç büyücü, kızın gözlerindeki korkuyu görebiliyordu. Titreyen bedeni ile sakin olmaya çalışsa da, gözleri dolarak yalvarmak üzereydi. Henüz on beş yaşında olmalıydı. Hayatta henüz göreceği çok şey vardı. Yarısına bile gelmemişti hayatının. Ancak genç büyücü umursamadı. Kızın ağzındaki bandı yavaşça çekti ve bir adım geri çekildi. Ne yapacağını merak ediyordu. Onu kimse duyamazdı. Yine de çığlık atacak kadar aptal mıydı? Belki de yalvaracak, hayatta kalmak için herşeyi yapabileceğini söyleyecekti. Belki de neden onu kaçırdıklarını soracaktı. Uzun bir süre sessizce kızı izledikten sonra zamanın geldiğini haber almıştı genç büyücü. Kızın işini bitirmesinin vakti gelmişti. "Bana ne olacağını biliyorum. Beni öldüreceksin değil mi? Başkalarının hatalarının bedeli olacağım." dedi kız mağrur bir eda ile. Genç büyücü kızın cesaretine güldü ve ona iyice yaklaştı. "Aslına bakarsan ikna edilirsem, kararımdan vazgeçebilirim." dedi ve sinsice gülümsedi. Kızın vereceği cevabı beklemeden genç büyücü konuşmasına devam etti. "Şaka yaptım. Aslında o kadar kötü biri değilimdir. Ama beni rahatsız eden bazı olaylar oldu. Senin sevimli babacığın da bunun acısını çekmeli. Ölümden korkmayan birinin canını kolay kolay yakamazsın. Ancak sen bu konuda çok işime yaradın tatlım. Şimdi bu lanet dünyaya güle güle deme vaktin. Merak etme daha değil. Önce biraz eğlenmeliyiz değil mi? Bunu ikimiz de hak ettik." dedi ve kızın kollarındaki ipi çıkartıp kolundan sıkıca tuttu ve onu diğer odaya doğru sürüklemeye başladı. Kızın çırpınmasını bekliyordu ama olmadı. Sakince ilerliyordu. Kaderine boyun eğmişti. Böylesi daha kolay olacak. Koyu renkli zemine inat beyaz duvarları olan eski bir odaya girdiler. Genç büyücü kızı tozlu yatağın yanına oturttu ve karşısındaki koltuğa oturup onu izlemeye başladı. Kız gözyaşlarını saklamak istercesine başını öne eğmişti. Zaman onlarındı. Uzun uzun burada zaman geçirebilirlerdi. Ama kız bu odadan ölü bedeniyle çıkacaktı. Bu yüzden boşu boşuna beklemelerine gerek yoktu.Genç büyücü kalktı ve kızın önünde dikilmeye başladı. "Ah, ağlama tatlım. Şanslısın, benimle birlikte olmak isteyen birçok kız var bu dünyada. Hem söz veriyorum, zevk acıdan daha fazla olacak." dedi ve pantolonunu indirmeye başladı. Kız yavaşça gözlerini sildi ve derin bir nefes aldı. Bu sırada genç büyücü çoktan soğunmuştu bile. Kızın nemli dudaklarını penisinde hissedince inlemesine engel olamadı. Sonrası kendiliğinden gelmeye başladı. Kızın gözyaşları akmaya devam ederken saatlerce seviştiler. İnleme sesleri ve hıçkırıklar birbirine karıştı. Genç büyücü kızın içine boşaldıktan bir süre sonra tekrar sevişmeye başlıyorlardı. Ertesi gün, yatakta genç kızın morarmış narin bedeni ve kumaştaki minik kan lekesi dışında hiçbir şey kalmamıştı.Felaketler art arda gelir derler. O sonbaharda sevgilimin ölümü ile zaten mahvolmuştum. Babamı kaybetmem üzerine artık bir ölü gibiydim. Annem zaten beni doğururken ölmüş. Tabi babam bunun için beni asla suçlamamıştır. Ona göre herkes kaderinde olanı yaşar. İlişkimiz normal bir baba-oğul ilişkisi gibi değildi. Beni her zaman bir ortağı yada işteki bir çalışanı gibi görürdü. Asla başımı okşayıp bana beni sevdiğini söylediğine şahit olmadım. Zaten onun birini sevebileceğini de düşünmüyorum. Annem ile olan evliliklerinin aşkla alakasız olduğundan eminim. Ondan bahsettiği zamanlarda bakışlarında aşka dair hiçbir şeye rastlamamıştım. Her ne kadar sevgisiz olsa da, hayatımda bir baba karakterinin olması kendimi güvende hissetmeme sebep olurdu. Ve onun ölümü ile resmen yok olmuştum.

    Deja vu. Evet genç büyücü yine bir cenaze törenindeydi. Yine sevdiği birini kaybetmenin verdiği acı ile tükenmişti. Ancak bu sefer ağlamıyordu, bağırmıyordu, isyan etmiyordu. Sessizce boşluğa dikmişti gözlerini. Yağmur tanelerinin yere düşmesini dinliyordu, yine. Artık ses çıkartacak hali kalmamıştı. Hayat, onu bu genç yaşında yormuştu. Kayıplarla dolu bir hayattı onunki. Mutluluktan korkar olmuştu. Sessizce boşluğa bakmaya devam etti. Korku ve acı vardı artık hayatında. Umutsuzluk bakışlarından da anlaşılıyordu. Ve haftalar önce hissettiği aynı dokunuşu hissetti omzunda. Karşılaştığı yüz yine aynı yüzdü. O yüz bundan sonraki hayatım oldu. Büyükbabam olduğunu o gece öğrendim. İngiltereye, doğduğum ülkeye gittim. Artık yeni vasiyim olan büyükbabam ile yaşamak için hayatımı ve alışkanlıklarımı değiştirmem gerekiyordu. Sevdiklerimi, zevklerimi kısaca kendimi değiştirdim. Aslında en nefret ettiğim şeyleri seviyormuşum gibi davranarak zamanla onlara alıştığımı farkettim. Geceleri senelerce uyumaktan korktum. Rüyalarımda beni suçlayan bakışlarıyla sevgilim vardı. Her seferinde onu görüyordum. Gecelerim bir kabus gibiydi. Gündüzlerim ise gecenin izlerini saklamaya çalıştığım bir kamuflajdı.

    Yasak orman her zamanki gizemi ile varlığını sürdürürken, genç büyücü sessizce ilerlemeye devam etti. Ağlayan bir kızın sesini duyduğuna yemin edebilirdi. Yavaşça ilerlemeye devam ederken, duyduğu sesin gerçekten de bir kıza ait olduğunu anladı. Arkası dönük bir şekilde kayada oturan genç bir kızdı bu. Platin sarısı saçları beline kadar uzanıyordu. Okuldan menzun olalı birkaç ay olmuştu. Kardeşine veda etmek için gelmişti Hogwartsa. Tatilde uzun bir iş gezisine çıkacağını haber vermek istemişti. Ve okuldaki kaynaklardan biriyle görüşmesi gerekiyordu. Görüşme uzun sürmüştü. Gece yarısı olmuş, yasak orman olduğundan da ürkütücü görünüyordu. Genç büyücü bu durumu umursamıyordu. Daha kötülerini de görmüştü. Ancak genç bir kızın bu saatte burada ne işi vardı onu düşünmeden edemedi. Yavaşça ilerlerken bir dal parçasına bastı. Kırılma sesi kızı korkutmuştu. Hızla ayağa kalkıp genç büyücüye bakmıştı. Bakışlarındaki korku zamanla rahatlamaya dönüşmüştü. Yanılıyorsun, tatlım. Buradaki en tehlikeli şey benim. Rahatlaman için daha çok erken. Gülümsemesi yine yüzüne yayılmıştı genç büyücünün. "Senin gibi güzel bir kızın bu tehlikeli yerde tek başına ne işi var tatlım? Hem de bu saatte." Kendi sesindeki yapmacıklığı farkettiğinde yüzünü buruşturdu büyücü. Konuşması üzerine çalışması gerekiyordu. Kızın gözlerini elinin tersi ile sildikten sonra titreyen sesine rağmen konuşmaya başladı. "Hiç. Sadece uyuyamadım. Kabuslar işte, bilirsin. Biraz nefes almam gerekiyordu." dedi ve gülümsemeye çalıştı. "Senin burada ne işin var? Hey bir dakika. Seni tanıyorum. Julien'di değil mi? Menzun olmuştun. Neden buradasın?" Büyücü gülümsedi. Kendisini tanıyor olması işine yarayabilirdi. "Kardeşimi ziyarete geldim. Görmek istediğim dostlarım vardı, onlarla görüştüm. O yüzden buradayım. Ben seni tanıyamadım ama." dedi lafı uzatmak için. "Ben Sarah. Sarah Lynex. Bu sene beşinci senem. Aynı binadaydık? Hatırlamazsın tabi. Sen kendinden küçüklerle pek konuşmazdın. Ama bütün kızlar seni tanırdı. Yeni gelenler bile. Şu ulaşılmaz beyaz atlı prenslerden biriydin." dedi ve son sözünün üzerine kızardı. Genç büyücü bu duruma gülmeden edemedi. "Senin de ulaşılmaz beyaz atlı prensin miydim Sarah?" diye sordu yavaş yavaş yaklaşırken. Sonra tam önünde durdu. Aralarındaki mesafeyi azaltmak için yavaşça ona doğru eğildi. Göz gözelerdi. Kızın git gide daha da kızardığının farkındaydı. "Şey, evet, sanırım yani bilmiyorum. Olabilir." dedi ve gözlerini kaçırmaya çalıştı. Bu iş düşündüğümden de kolay olacak. Daha da yaklaşarak bedenini kızın bedenine yasladı ve dudaklarına doğru "İstersen senin olabilirim." dedi ve ellerini kızın kalçalarına doğru kaydırdı. Kızın dili tutulmuş gibiydi. İnce ve kısa pişamaları ile oldukça çekici göründüğü için genç büyücü dayanamadı ve kız ile öpüşmeye başladı. Kız itiraz etmeden onu izledi. Hava soğuktu ancak ikisi de umursamadan öpüşmeye devam ettiler. Genç büyücü kızın kıyafetlerini çıkartmaya başladığında kız önce duraksadı ancak yine onun yolundan ilerlemeye devam etti. Soğuk hava çıplak bedenlerini yalamadan önce dudakları deydi dudaklarına. Sonra genç büyücü kızın içine girmeye başladı. Gidiş gelişleri ile kızın bedeni sarsılıyordu. Ormandaki tek ses inleme sesleriydi. Genç büyücü denemek istediği bütün pozisoynları deniyordu. Zamanla kızın canı acımaya başlamıştı ve genç büyücüye durmasını söylüyordu. Yine de genç büyücü devam ediyordu. Defalarca boşalmıştı. Ama daha fazlasını istiyordu. Kız ısrar ediyord. Yalvarıyordu. Ancak işe yaramıyordu. Çığlık atmaya çalıştı ancak genç büyücü kızın ağzını kapatıp gidiş gelişlerini hızlandırdı. Elinin nemlendiğini hissettiğinde genç kıza baktı. Ağlıyordu. Genç büyücü gülümsedi ve kızın ağzını ve burnunu da içine alacak çekilde eliyle yüzüne bastırmaya başladı. Kızın çırpınmaları onu daha da heyecanlandırıyordu. Giderek daha da hızlanmaya başladı. En sonunda kendi inlemeleri de kesilirken kızın cansız bedenine boşaldı. Nefes nefese kalmıştı. Yavaşça elini çekti ve kızın gözlerini kapattı. Son olarak dudağına bir öpücük kondurup ayağa kalktı. Giysilerini de eline alıp oradan uzaklaşmaya başladı.İleri, geri. İleri, geri. Hızla. Acımaksızın, hızıma hız katarak. Zevk pınarlarında yüzüyorum. Dalgalar bir Tanrı'ymışım gibi tapıyorlar bana. Genç ve güzel kızlar. Hepsi bana ait. Ben ise kimseye. Sevişmek, dünyanın en güzel hissi gibi. O an herşeyi unutuyorum. Tek düşünebildiğim zevk. Güzel bir kız bana bakıyor. Gülümsüyor. Güzel dişlerini sergilermişçesine kahkaha atıyor. İçine boşalırken inliyor ve başını geriye doğru atıyor. Yüzünü bana yeniden döndürünce o güzelliğin solduğunu görüyorum. Gözlerinden yaşlar süzülüyor. "Neden?" diye soruyor. Sürekli bu soruyu tekrarlarken git gide ten rengi değişiyor. İçinden çıkıp hızla kaçmaya çalışıyorum. Adım atamıyorum. Nefes alışım güçleşiyor.Kabuslar işte, bilirsin. Kelimeler kulaklarımı parçalayan birer melodiye dönüşüyor. Morarmış çıplak bedenler etrafımı sarmış, anlamadığım şeyler söylüyorlar. Dans edercesine bedenlerini titretiyorlar. Umutsuzluğu hissediyorum, korkuyu. Gözlerimi sıkıca kapatıyorum ve nefes alamıyorum, ölüyorum. Hayır diye bağırarak uyandığım milyonlarca kabuslardan biriydi bu. Her biri öldürdüğüm her bir masumiyet içindi, bunu biliyordum. Ancak bir şekilde pişman da değildim. Yine de bir seri katil olarak anılmamak için evlenmiştim. Sevmediğim, kesinlikle zevklerime aykırı birini seçmiştim bilerek. Sonuçta bir cinayet daha istemiyordum. Tek istediğim aptal bir evlilikti. Yine de karımı aldatmadığımı söyleyemem. Sonuçta sevmediğim birine boşalamazdım. Öldürmeden de sevişmenin nasıl olduğunu öğrendim zamanla. Yaşıtım olanları seçmeye çaba harcıyordum ancak genç fahişeler her zaman bir numaram olmuştu. Ben de mükkemmel değilim. Bu yüzden karıma yakalanmıştım. Zavallı şey, onu sevdiğimi sanıyormuş. Oldukça kayıtsız bir şekilde, yanıldığını ve onu hiç sevmediğimi söyledim. Sözlerimi bir tokat ve boşanma belgeleri ile yanıtlamıştı. Ahah, hey sonuçta ondan kurtulmuştum değil mi?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ruidoso de'Maréa
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
Müdür Yardımcısı & SYB Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 153
Kayıt tarihi : 13/11/10

MesajKonu: Geri: Dorian.   C.tesi Kas. 27, 2010 10:48 pm

Seviyeniz efsane

İyi eğlenceler

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Dorian.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Legend Of Magic :: Başlangıç :: Rol Oyunu :: 
Seviye Alımı
-
Buraya geçin: